Din Tanrı bilgisine tatbik edilmiş ahlaktır. Eğer din ahlak ile birleştirilmezse, bir teveccüh [lütuf ve inayet] kazanma çabasından ibaret kalır. Ilahi söyleme, dua etme, kiliseye gidip gelme ilerleme yönünde insanlara sadece taze güç, taze cesaret kazandırmalı; ya da bunlar vazife fikriyle esinli bir yüreğin dile gelmesi olmalıdır. Bunlar iyi işler için hazırlıktan başka bir şey değildir ve işlerin kendileri olarak görülmemelidir ve Tanrı'yı hoşnut edebilmemizin yegâne gerçek yolu daha iyi bir insan olmaktan geçer"
O halde din nedir? Din önemini bir Kanun-koyucu ya, üzerimizdeki bir Yargıca borçlu olduğu kadarıyla içimiz deki yasadır. Din Tanrı bilgisine tatbik edilmiş ahlaktır. Eğer din ahlak ile birleştirilmezse, bir teveccüh [lütuf ve inayet) kazanma çabasından ibaret kalır. İlahi söyleme, dua etme, kiliseye gidip gelme ilerleme yönünde insanlara sadece taze güç, taze cesaret kazandırmalı; yahut bunlar vazife fikriyle esinli bir yüreğin dile gelmesi olmalıdır. Bunlar iyi işler için hazırlıktan başka bir şey değildir ve işlerin kendileri olarak görülmemelidir ve Tanrı'yı hoşnut edebilmemizin yegâne gerçek yolu daha iyi bir insan olmaktan geçer.
Ve insanlar kendisini sevdiren birinden çok, kendisin den korkulan birine zarar vermeyi pek göze alamazlar; çün kü sevgi bir minnet duygusuna bağlıdır; insanlar kötü ol dukları için herhangi bir kişisel çıkar yüzünden bu duygu sal bağ kopabilir, oysa korku bir ceza ile karşılaşma teh likesinden kaynaklanır ve insanı hiç terk etmez.
Çünkü ruh yüceliği ve soyluluğuyla değil de parayla satın alınan dostluklar, karşılıkları ödenmiş olsa bile, ka zanılmış dostluklar değildir ve gerekli oldukları zaman onlardan yararlanılamaz.