Perihan Baştagül

Perihan Baştagül
@MrsDallowayy
In change
İstanbul
Adana, 10 Mayıs
94 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
6/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2019 77. kitabı
·
Roman, bir kurt ve köpek kırması olan yavrunun benliğini bulma yolunda vermiş olduğu yaşam savaşını konu alıyor. Bu yaşam savaşı, Beyaz Diş’i sahiplenen karakterler üzerinden tüm çıplaklığıyla işleniyor. İlk etapta Beyaz Diş’in Gri Kunduz ve ikinci olarak Yakışıklı Smith ile arasındaki bağ bir köle-efendi ilişkisi olarak değerlendirilebilir. Beyaz Diş, Gri Kunduz’un kabilesindeki tecrübesi boyunca tıpkı Pavlov’un köpeği gibi koşullanır. Bilir ki, efendisine itaat etmezse cezalandırılır, itaat ettiği vakit ise ödüllendirilir. Daha sonra Yakışıklı Smith tarafından sahiplenen Beyaz Diş, her ne kadar Gri Kunduz’a döneme çabalarında bulunsa da, “Eskiden köpeklerin sahip değiştirdiklerini, kaçanların da kendisi gibi dayak yediğini görmüştü.”Bu yüzden, “O yalnız yeni efendisinin isteğine boyun eğmesi, onun saçma olan her istek ve kaprisine boyun eğmesi gerektiğini hissediyordu.”İşte, Beyaz Diş artık duygularını yitirmiş ve nefretle kendini var eden bir adamın elinde bir canavara dönüşür. Daha sonra W. Scott tarafından kurtarılan Beyaz Diş’in ona olan tepkileri adeta otomatik bir hal alır. Adama ona yaklaşmaya kalktığı an hırlar, saldırganlaşır, öfkelenir.
1000Kitap
Beyaz DişJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202095,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Biraz buruk bir inceleme olabilir…
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
Fotoğraflarından gördüğüm kadarıyla nedense bana hep bir yerden tanışıyormuşum hissi veren bir kadındı. Sanki bir yerde oturup iki lafın belini kırmışız gibi... Kitabı bitirdiğimde anladım ki evet, biz çok önceden beri tanışıyormuşuz Nilgün Marmara ile... Bambaşka bir dünya karşıladı beni... Böyle şiirler beklemiyordum gerçekten... Tarif edilmez bir karanlık ve yine dile gelmez yalnızlıklar barındırıyor şiirleri... Kelimelerden öyle nefis yararlanmış ki hiç tekrara düşmeden... Bir karanlık labirent gibi şiirleri, tüm çekim gücüyle bu şiirlerin içinde buluyorsunuz kendinizi... Ve karanlık tüm bedeninizi ardından ruhunuzu sarıyor gibi... "Ey, iki adımlık yerküre Senin bütün arka bahçelerini gördüm ben!" Belki de bunları düşünerek ölüme atladı 29 yaşında evinin penceresinden... Yaşayacak bir şeyi kalmadığını düşünüyordu belki. Belki de acı dolu şiirler yazmaktan bıkmıştı kederli gözlerle bakan bu kadın... Kimseye göstermedi yaşamı boyunca bir şiirini bile. Hepsi o öldükten sonra çıkmış su yüzüne... Ah be Nilgün abla, kim bilir ne mücadeleler verdin zihninde ve eşsiz ruhunda... Ece Ayhan'ın dediği gibi "dünyayla yaralı Nilgün Marmara"... Kendi çıkmazlarıyla bana Hümeyra'nın diliyle şunları söyledi sanki Nilgün abla: Nasılsın kızım, anlat bana hikayeni kimler üzdü gözlerini? Nasılsın kızım, söyle bana derdini neler kırdı kalbini? O taze saçlardan kimlerin eli, yaşlanmış dumanlı nefesleri Hoyratça itişleri, görgüsüz asaletsiz üzüşleri... Sen neler neler çektin ben biliyorum, Dokunsam ağlarsın hissediyorum, Hüzün zamanı geçti onlar eskidendi bitti hepsi geçti.... “Biliyorum, bir gün dayanamayacak küçük kalbim, arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye veda edeceğim.” diye yazmıştı Nilgün Marmara. O hayatın içinde bir gölge gibi yaşarken umutları hataları, kırgınlıkları,
Şiir
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)Nilgün Marmara · Everest Yayınları · 20184,762 okunma
Korku Kitap İncelemesi
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2019 16. kitabı
Kitapta, kocasını aldatan Irene’in foyasını ortaya çıkarmakla tehdit eden şantajcısına karşı yaşadığı korku ve bu yüzden yaşadığı buhranlar anlatılmakta. Bu korkunun asıl kaynağı ise yalanlarının ortaya çıkması durumunda bütün hayatının yerle yeksan olacağı gerçeği. Daha önceden kıymetini bilmediği ama bu duruma düşünce ne kadar kıymetli olduklarının farkına vardığı ailesi. Kitabı asıl değerli kılan Zweig’ın, Irene’in yaşadığı korkuyu tasvir ediş biçimi. Okurken aynı suçluluk duygusunu, aynı bunalımı, aynı korkuyu yaşatıyor. Bu duygular o kadar insani o kadar gerçek ve o kadar tanıdık ki, sanki kitapta Irene’in değil de sizin korkularınız anlatılıyor. Zweig aslında her birimizin içinde olan ve hissettiği duyguları, her birimizin içine düştüğü bu tür durumları en iyi şekilde yansıtarak okuyucusunu etkilemeyi başarıyor. 80 sayfalık bu kısacık öykü, insana farklı hisleri saniyeler içinde ardı ardına tattırabilen ender kitaplardan.
1000Kitap
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
Film olmasını istediğim kitap: “Köpek Kalbi”
9/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2019 154. kitabı
·
Köpek Şarik, ameliyat masasında oldukça kanlı bir mücadele verir. Doktor, köpeğe bir insanın hipofizini ve testislerini nakletmeye çalışmaktadır, başarır da. Ancak cinsel dürtüleri ve beyin fonksiyonları aktarılsa da kalp hala köpek kalbidir; Şarik başlangıçta tam olarak bir insana dönüşemez. Bulgakov’un hicvinde ise ameliyat masası zorlu iç savaş ve devrim sürecidir, devamı da altyapısı hazır olmayan komünist sistemin dikte edilmesiyle toplumun buna tam olarak uyum sağlayamamasını tasvir eder. Zira Şarik, bir sokak köpeği ile bir suçlunun birleştirilmesi sonucu oluşmuş bir varlıktır, burjuvaya ayak uyduramaması sinir bozucu olsa da doğaldır. Dolayısıyla konuşmaya başladığında ilk öğrendiği sözcükler argo içeriklidir; zaten bu sözcükleri ameliyattan önce tam bir köpekken bolca duyup anlamadığı halde aklına kazımıştır. İnsan organlarının nakledilmesiyle ortaya çıkan “şey” zamanla insan görünümüne bürünse de topumdan dışlanıp hor görülmekten kurtulamaz. Sofistike cerrahımızla aynı evi, aynı sofrayı paylaşan bu “şey” burjuvanın keyfini kaçırmaktadır. Üstelik en sinir bozucu zamanlar henüz gelmemiştir: Şarik, yozlaşmış sistemden faydalanarak yavaş yavaş cerrahı geride bırakan bir karizmaya ve statüye sahip olacaktır. Köpek Kalbi akıcı anlatımı, zekice kurgusu ve doğal karakter tasvirleriyle sıkılmadan okuyacağınız bir kitap olsa da duygusal anlamda hassas biriyseniz Şarik’in hikayesinin canınızı acıtacağını şimdiden belirtelim. Ağlatacağı kesin, ama gülmekten mi yoksa hüzünden mi ağlayacağınızı kestirmek zor. Bunca hiciv ve göndermeyi, edebiyat sanatından ödün vermeden böylesine kısa bir kitaba sığdırabilen Bulgakov ise geç de olsa hakkı teslim edilmesi gereken bir adam.
1000Kitap
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,6bin okunma
Semerkant Kitap İncelemesi
Puan vermedi·318 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
Özet: Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk iki bölümde Ömer Hayyam’ın 1072 yılında başlayan serüveni ele alınıyor. Ömer Hayyam olunca Hasan Sabbah ve Nizamülmülk de karşımıza çıkıyor. Son iki bölümde de Ömer Hayyam’ın hayatı ve Rubai’si (Ömer Hayyam’ın tek el yazması) peşine Benjamin Omar Lesage karşımıza çıkıyor. Ömer Hayyam’ın hayatına ve el yazmasına duyduğu ilgi onu yeni serüvenleri sürükleyip karşısına Şirin’i çıkartıyor. Eleştiri: İlk bölüm ve İkinci bölüm itibariyle Selçukluları ve Selçuklu Hükümdarlarını çok küçük gösteren cümleler sarfediliyor. Alparslan ve özellikle Melikşah’ı tanımasak, vasıfsız kişiler olarak tanıtıyor bize. Özellikle Melikşahla alakalı inanılmaz ezici cümleler kullanmış yazar. Koskoca Selçuklu hanedanlığını en geniş sınırına ulaştırmış adamdan bahsediyoruz burada. İkinci olarak sayfa 51’de şöyle bir cümle geçiyor; Şu Türk’e de bak sen! Daha çadırından yeni çıktı! Düne kadar babası atası kim bilir hangi putun önünde secdeye varıp sancaklarına da hangi domuz suratlarını çiziyorlardı! İslam öncesi türklerde domuz uğursuz hayvan olarak görülürdü, domuzun yanından geçen bir türk göremezdiniz. Ayrıca yine tarihe bakarsak islam öncesi türklerde puta tapma yoktu göktanrı inancı vardı. Totale gelecek olursak kitapta, ciddi bir arap-türk düşmanlığı sezdim ve bu beni inanılmaz rahatsız etti. Ekstra olarak kitabın ikinci bölümüne geçtiğinizde yazarımız Rusları ve İngilizleri gömüyorda gömüyor, Amerikalıları poh pohluyor. Yazdıklarıma belki kızıp karşı çıkacak olacaktır ama tarihteki gerçekleri değiştirmeye çalışmak, geçmişi bilmeyen insanlara tarihi böyle anlatmak bana göre yanlış. Kitabı dikkatli okumanızı tavsiye ederim. :)
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma