Kıdemli sarıklılardan biri Mustafa Kemal’e yaklaştı, binbir övgüden sonra lafı bu mevzuya getirdi, medrese talebelerinin askere alınmamasını istirham etti.
Mustafa Kemal kendini zor tutuyordu, patladı...
“Memleket harp ediliyor, İstiklal ve mevcudiyetini kurtarmaya çalışıyor, siz burada Arap lisanıyla vakit geçiriyorsunuz. Sizin için medreseler, Yunan’ı mağlup etmekten, halkı zulümden kurtarmaktan daha mı kıymetlidir? Millet kan içinde yüzerken, milletin çocukları cephelerde yurt için canını feda ederken siz burada sapasağlam delikanlıları besiye çekmişsiniz” diye bağırdı!
Anzak eri Steve Moyle, korku filminden farksız olan "su hatırası"nı şöyle anlatıyordu :" Mataralarımızı kuyuya sarkıtırdık. Suda hep garip bir tat olduğunu söylerdik. Bir gün istihkamcılar geldi, kuyudan aşağıya çengellerini salladılar. Çürümüş bir ceset çıkardılar."
Çanakkale buydu.
"Düşünen belleğimizi sürekli arka planda çalan bir radyoya benzetebiliriz. Çoğunlukla yayında, 24 saat boyunca olumsuz hikayeler anlatan Kasvet ve Felaket Radyosu vardır."