Arvenn

10/10
·160 syf.··
2017 116. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2017 09:17
Milli kütüphanedeyim. Yaklaşan vizeler için büyük bir stresle ders çalışıyordum ki aklıma en son bitirdiğim kitabıma inceleme yazmadığım geldi. Hazır ortam sessizken ve kitapta tüm olayları ile aklıma gelmişken haydi başlayalım. Huzursuzluk. Ömer Zülfü Livaneli isminin hakkını veren bir kitapla daha karşımızda. Kitabın yapraklarını çevirdiğim her an olması gereken huzursuzluğu hissettim. Bu kitap, aslında var olan ama gözlerimizi kapatıp görmemeyi, duymamayı seçtiğimiz olayları, yaşananları dile getiriyor. IŞİD, Yezidiler(daha sonra öğrendim ki Ezidiler), Kendini müslüman sayan kahpeler, Mardin, Eski güzel Mardin, Tecavüz, Cinayet, Alıkonulma, Kölelik, Bir paket sigara uğruna gencecik bedenleri pis kokulu nefeslere satma, vicdan, Batıl İnançlar ve daha ekleyebileceğim bir sürü şeyi içeriyor. Olay örgüsünden bahsetmek istemiyorum ancak şunu söylemeliyim ki okumak benim için gerçekten zordu. Bazı kısımları ağlayarak, bazı kısımları hiddetlenerek, bazı kısımları ise Dünyada bu kadar kötülüğün var olmasına inanmak istemeyerek okudum. Dini kötülüğe alet etmenin ne kadar kolay olduğuna inanmak istemeyerek okudum. “Bunca kötülük yaşanırken Allah neredeydi, neden görmedi, neden bu çığlıklara bir dur demedi?” Diye soruyor yazar. Bunu cevaplandıramıyor uzun bir süre. Sonra insan beyni kendi akıl sağlığı için kendisine mantıklı gelen bir çözüm üretmek zorunda dolayısıyla karakterimiz, aynı zamanda yazar aranan çözümü buluyor. Tevrat  Allahın evreni 6 günde yaratıp yedinci gün istirahate çekildiğini yazar. Demek ki diyor; 7.gün, dinleniyordu. Sonra vicdan azabı geliyor. Bişeyler yapılmalı. Yapıyorda bütün dünyanın isterse okuyabileceği bir kitap yazıyor. Karakterimiz ise başarılı bir gazeteci olarak bütün Meleknaz’ların sesini duyurmayı hedefliyor. Dilerim bu kitabı
Din
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kamran’ın kıvırcık sarı saçları, beyaz nazik, parlak bir cildi vardı. O kadar parlak bir cilt ki, cesaretim olsa da kulaklarına yapışsam, yakından yanaklarına baksam, aynada gibi kendimi göreceğimi sanırdım.
Sayfa 11
“Ben de en azından en çok sevdiğimi seçeceğim. Jane, benimle evlenir misin?” “Evet, efendim. “ “Hep yardımcısı olmak zorunda kalacağın, kör bir adamla?” “Evet.” “Senden yirmi yaş büyük olan sakat bir adamla?” “Evet.” “Gerçekten mi, Jane ?” “Gerçekten.”
Sayfa 568·Kitabı okudu
Ben birbirini seven iki insana inanırım. Sıradan anlarda bile mutlu olan. Birlikte yürüyen. Yumurtanın pişme süresi, hizmetlilerin yönetimi ya da kasap faturası konularında tartışan. Her gece aynı yatağa giren ve her sabah birlikte uyananlara.
Sayfa 335·Kitabı okudu
Dedikodunun sınırlarına girmeden iki saatlik bir sohbeti sürdürebilecek birinin ya çok şey bilen ya çok gezen biri olması gerekir.
Sayfa 56