Hepimiz zamanın peşinden koşarız,Bu yüzden ki öneminin farkında olmasakta saatler hayatımızın mihenk taşıdır.Hayri irdalda saatleri seven,ufak tefek tamirlerini yapan şark kafalı ,biraz da silik,hayata atılmaktan korkan ,pasif bir karakter.Halil ayracının Batı modernizmi
kokan girişimi olan “Saatleri ayarlama Enstitüsü “ile hayatı değişir.Saatleri ayarlama enstitüsü aslında çok ta bir işe yaramayan ancak doğru ambalaj ve reklamla önemliymiş gibi pompalanan ve başarıya ulaşan 300 kişilik kadrosu ile dev bir projeye dönüşür.Bu kısımda tıpki günümüzün iş yapma ama gösteriş yap mantığı ile yapılan işleri akla getiriyor.
Şark ile Garp arasındaki kafayı,modernleşme sancılarını bukadar iyi anlatan başka bir yazar görmedim.
Rus edebiyatından tüm dünyaya yayılmış bir terim Oblomovluk (Oblomov Sendromu). Peki ama bu çok duyduğum Oblomov kimdi? Büyük merakla alıp okudum Oblomov’u ve her kelimede hissettim Oblomovu. Yatmanın felsefesini yapan, uyuşuk, bugünün işini yarına değil önümüzdeki aya bırakan tembel. Bilinçsizliğinden değil aksine aşırı bilinçli olduğundan dolayı yaşama karşı mücadelesiz yaşıyor kahramanımız. Ne kadar uyuşuksa aynı paralelde o kadar temiz kalpli olan Oblomov’un yaşadığı dostluk ve aşk hayatında da uyuşukluk içinde o tembelliği bize de işliyor. Aşık olduğunda biraz kıpırdansa da aşkta kahramanımızı mücadele için teşvik etmiyor. Hikayenin Zahar’ın ağzından anlatılması süprizi kitap bittiğinde yüreğimi ezdi.
Dönemin gazetelerinde bölüm bölüm o zamanın Rusyasını eleştirmek amacıyla başlayan kitap bir baş yapıt olur ve Oblomov’un Rüyası gerçekleşir. Dönemin Rus beylerinin iş yapmazlığını anlatırken Oblomov’un en iyi arkadaşı Ştolz ise çalışan ve gelişen Avrupa’yı temsil eder.
Oblomov’u ilmek ilmek yüreğimize işleyen bu kitap ağzımda ekşi fakat özleyeceğim bir tat bıraktı.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma