Kafanizda bir tuhaflık oluşacak gerçekten okurken bu kitabı. Çocukluk, gençlik veya orta yaşı 70 ler 80 ler ve 90lara denk gelenler kendinden hayatlar bulacaklardır bu kitapta . O dönemlerin İstanbuluna göç eden Anadolu insanlarının gecekondu hayatlarını ve yaşam mucadelelerini anlatan bu kitabi okurken Yeşilçamin yetmisler sonu ve seksenler başındaki filmlerden birini izliyor gibi oluyorsunuz adeta . Dili oldukça sade ve akıcı yazarın bu kitapta.
Hızlı göç alan İstanbul'un gittikce kozmopolitik hal almasi, 71 muhtırası , 80 darbesi o dönemlerdeki sağ,sol, alevi , Kürt,devrimci olaylarını tarafsız üçüncü göz ile anlatıp kimseyi zan altında birakmamaya özenle dikkat eden yazar, baş kahraman Mevlut'un çocukluğunda babası ile yogurtculuk büyüdüğünde ise bozacılık yaptığını ve çektiği zorlukları anlatır .
Mevlüt amcaoglunun düğününde bir kıza vurulur ve ona üc sene aşk mektuplari yazar sonunda da kızı kaçırmaya karar verir ancak amcaoglunun oyununa gelip, konya beysehirden İstanbul'a geldiğinde kızın ablasını kaçırdıklarini anlar ama mevlüt bu kızı da sever ve mutlu evlilikleri olur .
Ama kader 20 sene sonra ne mi yapar ilk başta kavuşturmadigi bu ikiliyi?
Tüm bunları merakla okurken 99 depreminde yaşananlar göz önüne serilir ve o günlere geri götürür yazar bizleri.
Kırk yıldır yoksulluk çeken ve tek odalı gecekondusunda yaşayan Mevlute sonunda kader güler ve iki kızını öncesinden evlendirmis olan Mevlut artık dairelerinde ikinci hanımıyla yaşamaktadır ama o hala bozacılıgı, büyüyen ve kültüründen uzaklaşan İstanbul'a inat devam ettirmektedir.
Nostalji tadında bir roman .
Zaman tüneline binip yetmiş ,seksen ,doksanlara giderek çocukluğu ve gençliğindeki ülkeyi İstanbul'u tekrar hatırlamak isteyen kitap severler buyurun ziyafete ...