Hangi alanda, hayatın hangi bağlamında olursa olsun önemli olanı yapmak için dikkatimizi doğru şeylere verebilmemiz gerekiyor. ... Bu olmadığında herhangi bir şeyi yapmak çok zorlaşıyor."
Oregon Üniversitesi'nde görev yapan Profesör Michael Posner tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada, bir şeye odaklanmışken dikkatiniz dağıldığında aynı odaklanma durumuna geri dönmenizin ortalama yirmi üç dakika sürdüğü ortaya çıkmış.
Aslına bakarsanız dikkatinizin üstüne günbegün asit boşaltan bir sistemin içinde yaşıyorsunuz; sonra da suçu kendinizde aramanız, dünyanın dikkati eriyip giderken kendi alışkanlıklarınızla ilgilenmeniz gerektiği söyleniyor. Tüm bunları öğrendiğimde, odaklanma becerimizi nasıl artıracağımız konusunda okumuş olduğum tüm kitaplarda bir boşluk olduğunu fark ettim. Kocamandı bu boşluk. Yaşadığımız dikkat krizinin, bahsi geçen daha büyük kuvvetlerde yatan asıl nedenlerinden bahsetmeyi çoğunlukla ihmal etmişlerdi. Öğrendiklerime dayanarak, dikkatimize zarar veren on iki derin kuvvet bulunduğu sonucuna vardım. Bu sorunu uzun vadede çöze bilmek için bu kuvvetleri anlamamız -ve sonrasında hep birlikte önlerine geçmemiz- gerektiğine inanmaya başladım.
Obezite bundan elli yıl önce çok nadirken, günümüz Batı dünyasında çok sık görülmeye başladı. Bunun nedeni birdenbire açgözlü veya kendini tutamaz hale gelmiş olmamız değil. "Obezite tıbbi bir salgın değil - toplumsal bir salgın. Kötü gıdalarımız var örneğin, öyle olunca da insanlar şişmanlıyor tabii." Yaşam tarzımız ciddi ölçüde değişti -sunulan gıdalar değişti, yürümenin veya bisiklete binmenin zor olduğu şehirler inşa ettik- ve çevremizdeki bu değişimler vücutlarımızda değişimlere yol açtı. Dikkat ve odaklanma konusundaki değişimlerde de buna benzer bir şeyin söz konusu olabileceğini söyledi Joel.