Müderris İdris

Müderris İdris

, bir kitabı okumaya başladı
Justin McCarthy
9.1/10 · 234 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İslâmcılığın üçüncü ölçütü, özgürlüğün temel koşul olması, koşulsuz itaatin sorgulanmasıdır. Çünkü İslâm “La İlahe İllallah” ilkesi uyarınca Allah dışındaki tüm putların egemenlik iddialarını reddeder ve her bireyden de Müslüman olma sürecinde bunu gerçekleştirmesini bekler. Tam manasıyla özgürleşemeyen birey, Allah'a tam manasıyla teslim olmuş sayılmaz. Onun için de özgürlük, zannedildiği gibi İslâm'a aykırı bir vasıf olmayıp, tam aksine İslâm olabilmenin temel koşuludur. İşte İslâmcılık, gelenekle hesaplaşırken çeşitli tarihsel örneklerde karşımıza çıkan “kula kul olma? yönündeki teslimiyetçi tutumları da eleştirmiştir. Temel önermesi, ancak İslâm olana ve İslâmi olması koşuluyla itaat edilebileceğidir.
Sayfa 21 - Beyan·Kitabı okudu
İslâmcılığın ikinci ölçütü, bütüncü yaklaşımdır. İslâmcılık bireysel ve toplumsal hayatın bütün alanlarını tevhit ilkesi doğrultusunda tek bir bütünün parçaları olarak kavrama ve bu temel değer etrafında bütünleştirme ilkesine yaslanır. Bu bağlamda aile, hukuk, ekonomi, siyaset, sanat, bilim gibi hayat alanlarının bir bütün olarak algılanması ve örgütlenmesi söz konusudur. Modernleşmenin ve onun üçayağından biri olan sekülerleşmenin karakteristiğinin hayat alanlarını kompartımanlara ayırma ve bunlardan her birinin kendilerine özgü ilkeler istikametinde işlemesini sağlama olduğu hesaba katılırsa, tevhit ilkesine dayanan bu bütüncü yaklaşımın ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
Sayfa 20 - Beyan·Kitabı okudu
Kanaatimizce İslamcılık bir 19. yüzyıl ideolojisi veya Osmanlı İmparatorluğunun kurtarılması ile sınırlı bir mesele değildir. Hz. Peygamber'den bu yana, İslâm tarihi boyunca, İslâm'ın ideolojik değer ve hükümlerinin hayata aktarılmasıyla ilgili bir sıkıntı, engelleme hâsıl olduğunda ortaya çıkan meşruiyet krizinin giderilmesine yönelik genel bir duruş, bir adım öne çıkma hâli ve bununla ilgili düşünceler ve eylemler bütünü olarak anlaşılmalıdır. Bu açıdan bakıldığında İslâmcılık, bir tarihsel deneyim olarak modemlikle değil bizzat Hz. Muhammed'in metot ve yaklaşımlarıyla ilişkilendirilerek anlaşılabilir. İslâmcılığın ana ilke, kabul ve metotlarının kaynağını Peygamberin Kur'an temelli uygulamalarından aldığını görmek için Muhammed Hamidullah'ın İslâm Peygamberi kitabının ilk sayfalarına göz atmak yeterlidir. Hamidullah sadece sayfa sayısı itibariyle değil içerdiği emek yoğunluğu nedeniyle de devleşen bu eserinde, Hz. Muhammed'in “bozulup kaybolmaya yüz tutan şeylere güncellik kazandırmak gibi bir işlevi” olduğundan bahseder. Ona göre Peygamber kendisini herhangi bir milletle ya da dönemle sınırlandırmamış, ırk ve sınıf farklılığı gözetmemiştir. Bunun nedeni İslâm'ın “insanlar arasında mutlak eşitlik ve isteyerek yapılan eylemlerdeki bireysel üstünlüğe” önem vermesidir. Hamidullah'ın da işaret ettiği gibi Hz. Muhammed'in büyük örgütleme kabiliyeti sayesinde İslâm devleti kısa süre içinde milyon kilometrelik bir alana yayılmış; kendisinden sonra gelenler de bu devleti Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarna kadar genişletmişlerdi. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bu yayılmanın yalnızca kılıç gücüyle gerçekleşmediğiydi. Aksine, bu yayılma, adaletli ve merhametli olunması ve bundan sonraki bölümlerde daha detaylı bir şekilde ele alacağımız gibi bütüncül bir düzen inşa
Sayfa 16 - Beyan·Kitabı okudu
Süleyman Nazif'e göre Akif, “inancını taklitten hakikate ulaştırdıktan sonra... daha sağlam bir Müslüman olmuştur. Hazreti Muhammed'in bereketli nefesi şairin her dizesinde açıkça görülür”. Burada, inancı taklitten hakikate dönüştürmekten kastedilen, İslâm'ı atalardan devralınan bir gelenek olarak sahiplenmek değil, ana kaynaklarla bireysel olarak muhatap olmak suretiyle öğrenilen ve hür iradeyle seçilerek benimsenen bir inanç haline getirmektir. Bu, İslâmcılığın en önemli ilkesi, vazgeçilmez koşuludur.
Sayfa 19 - Beyan·Kitabı okudu