Müderris İdris

İçindeki yaratıcılığın gittikçe kuruması nedeniyle gerileyen yazar, sanatçı, bilim adamı er ya da geç ateşli vatanseverlerin, ırkçılık simsarlarının, kışkırtıcı çığırtkanların, kutsal dava cengaverlerinin saflarına sürüklenecektir.
Sayfa 52 - olvido·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Atatürk’ün yakın çevresi söz konusu olduğunda daha 1923 yılında dahi, radikallerin önemli bir güç odağı haline gelmiş oldukları söylenebilir. Dönemin hâkim entelektüel havasını takip eden radikal kanada mensup yönetici elitler, İslam’ı o zamanlarda dahi, miadını doldurmuş bir kurum olarak görürler. Kazım Karabekir, daha 1923 yılında, Mahmut Esat (Bozkurt), Tevfik Rüştü (Aras) (ki ikisi de sonrasında uzun yıllar bakanlık –Dışişleri ve Adalet– yapacaklardır) ve Ali Fethi’nin (Okyar) (ki sonrasında Başbakanlık yapacaktır) İslam’ı kaldırmanın propagandasını yaptıklarını aktarır. 1930’ların başında farklılaşan şey, Sovyet tecrübesinden de kuvvet bulan radikallerin, İslam’ın kısa süre sonra yok olacağından ve halkın da hızla benzer bir noktaya geleceğinden emin oluşlarıdır. Radikal yaklaşım artık Atatürk’ün çevresinde hâkim görüş halini almıştır.
İletişim·Kitabı okudu
1928’e kadar ilk ve ortaokullarda verilen din eğitimi, bu tarihte ortaokul müfredatından çıkarılır. 1933’te ise ilkokul müfredatından da çıkarılacaktır. Din artık rejimin payandası kılınan haliyle bile sadece köy okullarında öğretilmektedir. 1938-39 öğretim yılında o da sonlandırılacak, Kemalist yorumlu din eğitimi ülke çapında nihayet bulacaktır. Üstelik sadece Müslümanların din dersi almalarının önüne geçilmekle kalınmaz, yabancı okullardan da kendi dinlerini öğretmemeleri istenir. Din eğitiminin kendisi kadar, din öğretimine dair kitapların yazılması da engellenir. 1935’den 1942’ye kadar bu konuda bir eser kaleme alınmayacaktır.
İletişim·Kitabı okudu
19. yüzyılın sonundaki tüm İslamileştirme çabalarına rağmen, devletin yeni modern okulları, “çoğunlukla pozitivist, materyalist ve ilimperest fikirlerle aşılanmış bürokratlar, subaylar, profesyoneller ve aydınlar yetiştiriyordu.” Bu dönemde bir yüksekokul öğrencisinin namaz kılması artık şaşkınlıkla karşılanmaktaydı veya 1915-16 (hicri 1331) yılında Darülmuallimin öğrencileri arasında yapılan bir ankette 90 öğrenciden 89’u dinle alakaları olmadığını veya dine ancak reform yapılması halinde olumlu yaklaşacaklarını belirtiyordu. Jön Türk subayları içinse, konyak içip domuz eti yemek adeta bir onur meselesi halini almıştı.
İletişim·Kitabı okudu
Gerçekten de Kemalist rejim totaliter olma özlemindedir, bireyi yeniden şekillendirmek ve “yeni insan”a ulaşmak için devrimci bir gündem izler. Vatandaşların itaati ile yetinmez, kafalarını ve kalplerini de ele geçirmek ister. Recep Peker’in, altı okun anayasaya dâhil edilmesi bağlamında yaptığı konuşma tipiktir: Bu tasarı kanunlaştığı takdirde bütün vatandaşlar bu esaslara inanacak, sevecek ve onlara uymak zorunda kalacaktır. Bu esaslar Kamutay’da kabul edilince; artık sosyal, siyasi ve kültürel alanda hiçbir kişi ya da topluluk aykırı bir davranışta bulunamayacaktır.
İletişim·Kitabı okudu