Eski bir zaaf bu. Kuyruğu dik tutma telaşı. Yenen yumruğu dahi acımadı ki tebessümü ile karşılama inadı. Ne uğursuz tebessümdür o, ne fena bir histir, insanı kendi cehenneminde zebaniye çevirir.
Meksika’nın her yerinde bilinirdi; biz Guerrero’lular öfke dolu insanlardık; hepimiz yatağın içinde, yastığın altında saklanan saydam beyaz akrepler kadar tehlikeliydik.
“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana – sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece ‘daha’ sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi.”