Allah seni razı olduğu işlere ulaştırsın, bilmelisin ki Allah'ı bilenler O'nun sadece varlığı ile güç yetiren, bilen, konuşan, dileyen, diri, kendi başına var olan ve gören oldugunu bilirler. Onlar (Allah hakkında) | varlıktan ve yaratılmışlar hakkında düşünülebilecek şeylerin O'nun hakkında caiz olmadığını bilmekten başka bir şey öğrenmemişlerdir.
Bunun sebebi Hakk'ın sahip olduğu niteliktir. Bu niteliğin varlığı bilinir fakat (nasıl) ifade edileceği bilinemez. Bu sebeple Hakk'a dair “ma hüve/O nedir?” diye soru sorulamaz.” Çünkü O'nun bir mahiyeti yoktur. O'nun hakkında' keyfe/nasıldır?” sorusu da sorulumaz. Çünkü bir keyfiyeti yoktur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kuşkusuz hakikatü -hakâik, var olanların ortaya çıkmasıyla kemâli üzere ortaya çıkmıştır. Artık var olacak bir şey kalmamıştır. Bu sebeple İmam |Gazzâli “İmkânda bu âlemden daha güzeli mümkün değildir” demiştir. Çünkü olsaydı ve (Hak onu) saklasaydı, bu durum (âlemin var olmasını sağlayan ilâhi) cömertlik ile çelişen bir cimrilik ve kudret ile çelişen bir acizlik olurdu.
Hakk'ı bu düşüncenin yol açacağı böyle bir hükümle nitelemek ise imkânsızdır. Bu âlemin yanında sonsuz sayıda âlemler var olsaydı, onların hepsi bu âlemin ancak aynısı (misli) olarak var olurdu. Söz konusu âlemlerden herhangi birisinin bu âlemde bulunmayan fazladan bir hakikate sahip olmasına ise imkân yoktur. Binaenaleyh hakikatlerin artışına bir imkân yok ise o zaman “İmkânda bu âlemden daha mükemmeli de yoktur.” Kitabın başında bu hususu ortaya koymuştuk.
Bütün âlem kul, Hak ise biricik ve hiçbir şeye muhtaç olmayan İlâh'tır. Âlemin yaratılmış-kulluk özellikleriyle çelişen bir şeyle nitelenmesi mümkün olmadığı gibi Hakk'ın ilâhi niteliklerle çelişen bir özellikle nitelenmesi de mümkün değildir.
Var olması hiçbir şekilde mümkün olmayan madüm kesinlikle bilgiye konu olamaz; çünkü o, |(var) olabilecek bir şey değildir. O hâlde bilgi, genel anlamda sadece varlığı konu edinir ve yokluğa ilişmez. Çünkü hiçbir şekilde var olamayacak şeyin (mutlak) madûm, salt (yokluk) bilgi konusu olabileceği düşünülemez.
Salt yokluk, herhangi bir forma sahip olmadığı gibi bir nitelikle sınırlanmamış, -sırf olumsuzlamanın dışında kendisini sınırlayacak bir gerçekliği de yoktur. Sırf olumsuzlamadan ise nefiste herhangi bir şey meydana gelmez.
Meydana gelebilseydi, (yokluk) varlık olurdu. Hâlbuki hakikatlerin başkalaşması mümkün olmadığı için yok olan kesinlikle -herhangi bir yönden varlık olamaz. Allah'tan ortağı olumsuzlamayı bilmeni düşün!