Arif

“İnsan” derken hayvan insan olması cihetinden insanı kastetmiyoruz; aksine bizim kastettiğimiz, insan ve halife olması bakımından insandır. İnsanın kâmil süret sahibi olması (hayvanlığı yönünden değil), insanlık sayesinde mümkün olabilmiştir. Binaenaleyh her insan halife değildir çünkü hayvan insan bize göre halife değildir. Öte yandan halifelik, sadece erkeklere mahsus da değildir. Biz (halife derken) erkek ve kadın kâmillerden söz ediyoruz. Çünkü insanlık, erkekliği ve dişiliği kendinde toplar.
Sayfa 72·Kitabı okudu
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dipnot:Melekler, insan yaratılıp yüryüzüne halife olarak indirileceği zaman Âdem hakkında görüş beyan etmişler ve onu 'kan döken, bozgunculuk çıkartan diye nitelemişlerdi. İbnü'lArabi, meleklerin bu tavrı üzerinde durur ve onların esas itibarıyla bu sözlerinin bir tür kavga ve itiraz olduğuna dikkat çekerek eleştirdikleri şeye bizzat kendilerinin düştügünü söyler. Bunun yanı sıra meleklerin kavgacı olup olmamaları veya itiraz edip etmemeleri meselesi, kavga ve didişmenin kaynağı sorunu nedeniyle üzerinde durulan bir konudur. Tartışma ve kavganın nedeni farklılıklardır. Farklılıkların ise insandaki kaynağı insanın birbirine zıt unsurlardan yaratılmış olmasıdır. Bu unsurlar birbirlerini itmelerine rağmen kendilerine hakim olan başka bir ilke -ki o tabiat tır onları bir arada tutar. İnsanın kavgacı olması buradan bilinmiştir. Çünkü yaratılışında birbirine zıt unsurlar vardır ve bu unsurların bulunduğu bir kimse kan döker, bozgunculuk yapar. Zaten bozgunculuk denilen şey de bu unsurlardan birinin ötekilere hakim olmasından ibarettir. Peki yaratılışı unsurlardan olmayan varlıklarda kavga, didişme gibi fiiller görünebilir mi? İbnü'l-Arabi, meleklerin bir kısmında bu fiillerin görünebileceğini söyler ve onların yaratılışında da sırf ruhâniliği bozan bir terkip bulunmasıyla bunu açıklar. Bu durum, gerçekte mutlak ruhânilik ile meleklerin ruhâniliğini ayırma amacı taşır.
Sayfa 65·Kitabı okudu
1000Kitap
Allah
O harekete geçirendir. O, parçalanma ve ortaya çıkma âlemi üzerinde geceyi gündüz üzerinde örtü yapar, gündüzü gece üzerinde örtü yapar. Bunun amacı ise Allah'ın en güzel kıvamda yarattığı ve sonradan olanların hakikatleri ile Kadim'in isimlerinin süretlerini kendinde toplayan yetkin bir nüsha izhâr etmektir. Allah onu iki hakikati bağlayıcı bir sebep olarak yerleştirdi. Onu iki ucu ve iki bağı birleştiren bir berzah olarak inşa etti. Onun |yaratılışını| iki eliyle sağlamca yaptı. İnâyetiyle onun boyasını güzelleştirdi. Böylelikle insan ilâhi isimlere ahlakıyla benzerken ulvi ve süfli varlıklara da yaratılış yönüyle benzemiştir. Bütün yaratıklardan ise doğrusal yaratılışıyla ayrışmıştır. O'nun sırrını sırlar âleminin mertebesinde belirlemiş, nurunu diğer nurlardan ayrıştırmış, onun adına inâyet kürsüsünü iki mertebe arasına koymuştur. Valilik ve vekillik bakışını ona doğru ve onda çevirmiştir.
Sayfa 63·Kitabı okudu
1000Kitap
Kendimizi geliştirilmesi gereken birer proje, reklamı yapılacak birer marka, sonsuz rekabet içindeki birer yarışmacı gibi görmeye itildik. Herkes başarısından da başarısızlığından da kendi sorumlu tutuluyor, başkalarının rakip, hatta engel gibi görülmesi işten bile değil. Neoliberalizm ikliminde nezaket ve sabır yetersizlik gibi görülmeye başladı, hatta bazen özür dilemek bile itibar kaybı olarak değerlendiriliyor.
1000Kitap
Kabalık yeni çıkmış bir şey değil. Her toplumun kendine özgü hakaret etme, yok sayma, aşağılama, dışlama biçimleri var. Ama son yıllarda bir şeyler değişti. Bir zamanlar nezaket maskesi ardına saklananlar şimdi genelde açıkça, hatta gururla ortaya dökülüyor. İnsanlar ne düşündüklerini hemen, çoğu zaman da kaba bir üslupla söylüyor, sanki kendini tutmak bir tür zayıflık, hatta daha da kötüsü, bir tür aptallıkmış gibi. Bu ufak çaplı, önemsiz sahnelerle işe koyuldum ama ka balık bu kadarla kalmaz. "Özür dilerim," demeyi becereme mekten ibaret değildir. Başkalarına ne kadar alan tanıdığımızı, rahatsız veya huzursuz olduklarında farkına varıp varma dığımızı, başkasının varlığının bize hala önemli gelip gelmediğini gösterir. Özür buhar olup uçunca yitip giden bir tek nezaket değildir. Artık başkaları bize sıkıntı veren birer belaya, zaman kaybına, etrafından dolanılması gereken birer soruna dönüşür.
1000Kitap