Arif

Bu çocuklar artık sanal alemde ikamet ediyor. Bilişsel bilimle rin kanıtladığı üzere İnternet kullanmak, mesaj okumak veya başparmakla mesaj yazmak, Vikipedi ya da Facebook'a baş vurmak ne yazık ki kitap, yazı tahtası veya defter kullanımıyla aynı nöronları ya da aynı kortikal bölgeleri uyarmıyor. Onlar aynı anda birden fazla bilgiyi idare edebiliyorlar ama artık ne bizler gibi yani ataları gibi biliyorlar ne bilgiyi bizim gibi içsel leştiriyorlar ne de bizim gibi sentezliyorlar. Onların kafası artık aynı kafa değil.
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Artık aynı zaman diliminde ikamet etmedikleri için bambaş ka bir tarih yaşıyorlar. Onları medya biçimlendiriyor, hani şu yetişkinlerin yayınla dığı medya, görüntülerin süresini yedi saniyeye, sorulara ve rilen cevap süresini ise on beş saniyeye indirerek -ki bunlar resmi rakamlardır- dikkat yeteneklerini maharetle yok eden medya. Öyle bir medya ki en çok tekrarladığı kelime "ölüm", en çok gösterdiği görüntü ise ceset. On iki yaşına kadar bu yetişkinler onları yirmi binden fazla cinayet izlemeye zorladı. Reklamlar onları biçimlendiriyor: Tüm tren istasyonlarındaki büfelerin tabelasında Relay yazarken onlara doğrusunun Re lais olduğunu nasıl öğretebiliriz? Fransız demiryolları şirketi SNCF, dünyanın en budalaca işini yapıp S'Miles kakalarken onlara metrik sistemi nasıl belletebiliriz? Biz yetişkinler, gösteri toplumumuzu pedagojik bir topluma dönüştürdük; bu toplumun kibriyle cahil kalan o ezici reka beti okulu ve üniversiteyi gözden düşürdü. Dinleme ve izleme süresi, cazibe ve önem bakımından medya, öğretme işlevine çoktan el koydu.
1000Kitap
Kelâmcılara göre eşyanın bağımsız bir varlığa sahip olmaması, farazi ve hayali bir âlemin varlığıyla beraber yaratıcının varlığını da tartışmaya sokar. Çünkü insan, dünyanın gerçek algılanışından hareket ederek Allah'ın varlığı hakkında akıl yürütebilmekte ve bilinenden bilinmeyene ilişkin bir köprü kurabilmektedir.” Eğer eşyanın gerçekliği olmasa, tüm evren geçici niteliklerden ya da hayallerden ibaret olur ki böyle bir durumda insan yapıları gibi ilahi varlıklar da geçici ve hayali unsurlar hâline gelir. Bu bağlamda, dini müesseselerin üzerine inşa edileceği sağlam bir dayanak kalmaz. Aynı şekilde, bilgimiz gerçeklikleri idrak edemeyecekse, bildiğimiz her şey yalnızca izafi ve öznel kavramlardan ibaret olur. Bu durumda ne bilginin ne de imanın bir değeri kalır. Dolayısıyla, öncelikle hakikatin varlığını ve bilginin değerini ispat ve kabul etmek gerekir ki yaratılış meselesi, evrenin başlangıcı ve bir yaratıcı varlığın ispatı için bir temel oluştursun. Bu nedenle, akaid meselelerine girerken, “eşyanın bir hakikati vardır ve bilgimiz bunları idrak edebilir, bu hakikatler yokken var olmuşlardır ve Allah bu hakikatleri yoktan yaratma kudretine sahiptir” gibi esaslar öne sürülür.
Sayfa 315·Kitabı okudu
1000Kitap
İnsan, eşyasına nasıl davranıyorsa ilişkilerine de öyle davranmaya meyillidir. Yıpranan dostluğu tamir eden adam ile ilk çatlakta yenisine geçen adamın çekmecelerine bakın; çoğu zaman aynı ahlâk iki yerde de iş başındadır. Ahmet Turan Esin
1000Kitap
Eğer sosyal medyada, bir kişisel gelişim seminerinde veya bir kitapçıda karşınıza çıkan bir “uzman” size şu vaatlerle geliyorsa, orada kuantum fiziği değil, pazarlama taktikleri konuşuyor demektir. İşte kuantum sahtekarlığını tanımanız için 4 maddelik bir turnusol kağıdı: 1. Makro Dünyada Kuantum Vaatleri: Eğer biri size atom altı dünyada geçerli olan yasaları (dolanıklılık, tünelleme) kullanarak piyango kazanabileceğinizi, giden sevgilinizi geri getirebileceğinizi veya kanseri iyileştirebileceğinizi söylüyorsa, bilimsel sınırları ihlal ediyor demektir. Kuantum etkileri sıcak ve büyük sistemlerde (yani insan bedeni ve günlük yaşamda) kaybolur (dekoherans). 2. Kavram Çorbası: “Kuantum”, “Frekans”, “Titreşim”, “DNA Aktivasyonu”, “Biyo-rezonans” gibi terimler; fiziksel anlamlarından ve matematiksel bağlamlarından koparılıp bir arada, rastgele bir “salata” gibi sunuluyorsa dikkatli olun. Gerçek bilim, terimleri rastgele değil, çok hassas tanımlarla kullanır. 3. Kesinlik Garantisi: Kuantum mekaniği doğası gereği olasılıksaldır. Ancak size “Kuantum düşünce tekniği ile yüzde 100 başarı” veya “Kesin şifa garantisi veriliyorsa, bu iddia Heisenberg Belirsizlik İlkesi'ne bile aykırıdır. Bilim asla mutlak kesinlik satmaz, sahtekarlar ise buna bayılır. 4. Gizem Kartı; “Bilim bunu henüz açıklayamıyor ama biz biliyoruz, bu kadim bir sır” diyerek bilimin otoritesini hem kullanıp hem de onu reddediyorlarsa, bu klasik bir manipülasyon göstergesidir. Kuantum fiziği gizemli bir “sır” değil, üniversitelerde okutulan açık bir fizik teorisidir.
Sayfa 294·Kitabı okudu
1000Kitap