Arif

Din felsefesindeki en çetin problemlerden biri de Tanrı'nın evrene nasıl müdahale ettiğidir (mucizeler, duaların kabulü vb.). Klasik fizikte, Tanrı'nın olaylara müdahale etmesi için doğa yasalarını “kırması” veya “askıya alması” gerekir. Bu da Tanrı ile kendi koyduğu yasalar arasında bir çelişki gibi algılanabilir. Kuantum mekaniği ise burada teizme (Tanrı inancına) ilginç bir imkân sunar, Kuantum olayları olasılıksaldır; örneğin bir atomun ne zaman bozulacağı veya bir elektronun hangi yarıktan geçeceği önceden kesin olarak belli değildir, sadece olasılıklar (yüzde 50 sağ, yüzde 50 sol gibi) bellidir. Bazı çağdaş teologlar ve fizikçiler (örneğin Robert John Russell), Tanrı'nın evrene bu “kuantum belirsizlikleri” üzerinden etkide bulunabileceğini öne sürer. Bu görüşe göre Tanrı, belirli bir kuantum olayının sonucunu (olasılık dağılımını bozmadan) belirleyerek evrenin akışına yön verebilir. Şöyle bir örnek verelim: Bir olayın gerçekleşme ihtimali yüzde 50 ise ve Tanrı o olayın gerçekleşmesini irade ederse, dışarıdan bakan bir bilim insanı için bu hala fizik yasalarına uygun “rastgele” bir olaydır; ancak metafiziksel arka planda bu bir “ilahi eylem”dir. Bu sayede Tanrı, doğa yasalarını ihlal etmeden (mucizevi bir kırılma yaratmadan) evrende aktif bir şekilde iş görebilir. Bu yaklaşım, modern bilim ile ilahi takdir (kader) inancını uzlaştırma çabaları arasında günümüzdeki en popüler ve makul görülen yaklaşımlardan biridir.
Sayfa 293·Kitabı okudu
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Son dönemde bazı popüler yazarlar ve spiritüel çevreler, “Enerji yok olmaz, dönüşür; bilinç de bir enerjidir, o halde ölümden sonra bilinç varlığını sürdürür” şeklinde bir argümanla kuantum fiziğine atıf yapmaktadırlar. Bu yaklaşım, kulağa hoş gelse de fiziksel yasaların yanlış bir analojisine dayanır. Öncelikle, fizikteki “enerjinin korunumu” yasası, enerjinin toplam miktarının değişmediğini söyler; ancak enerjinin formunun veya düzeninin korunacağını garanti etmez. Bir kitap yandığında da enerjisi yok olmaz; ısıya, ışığa ve küle dönüşür. Ancak artık ortada okunacak bir “kitap” (bilgi bütünlüğü) kalmamıştır. Benzer şekilde, bilincimiz nöronların karmaşık bir organizasyonundan doğuyorsa, bu organizasyonun dağılması (ölüm), enerjinin yok olması demek değildir ancak “benliğin” yok olması anlamına gelebilir.
Sayfa 291·Kitabı okudu
1000Kitap
Çekim Yasası, “İste, evren sana versin” diyerek evreni bir tür “Tanrı” veya “bilinçli bir mekanizma” yerine koyma eğilimindedir. İslam ve diğer teistik dinlerdeki dua anlayışı ise bundan temelden ayrılır. Dua, kişinin acziyetini bilerek Yaratıcı'dan talep etmesidir; evrene “sipariş vermek” veya zihinsel güçle olayları zorlamak değildir. Çekim Yasası, insanı “küçük bir tanrı” gibi konumlandırırken, dua insanı “kul” olarak konumlandırır. Dolayısıyla bu öğreti, bilimsel olmadığı gibi, dini açıdan da dua kavramıyla karıştırılmaması gereken, modern ve seküler bir inanç biçimidir.
Sayfa 290·Kitabı okudu
1000Kitap
Rhonda Byrne'ın “Secret” (Sır) adlı kitabıyla dünya çapında bir fenomene dönüşen “Çekim Yasası”, temel olarak şu iddiaya dayanır: “Benzer benzeri çeker. İyi düşünürseniz iyi olayları, kötü düşünürseniz felaketleri hayatınıza çekersiniz.” Bu görüşe göre evren, düşüncelerinizin frekansına yanıt veren devasa bir sipariş kataloğu gibidir. Ancak bu iddia, kulağa hoş gelse de, ne fizikte ne de kuantum mekaniğinde herhangi bir karşılığa sahip değildir. Fizikte elbette çekim yasaları vardır; ancak bunlar düşüncelerle değil, kürde ve yüklerle ilgilidir. Newton'un kütleçekim yasası veya Einstein'ın genel görelilik kuramı, kütlenin uzay-zamanı bükerek diğer kütleleri çektiğini söyler. Elektromanyetizmada ise zıt yükler birbirini çekerken, aynı yükler birbirini iter (yani “benzer benzeri çeker” ilkesi burada tam tersine işler). En önemlisi, fizik yasaları “değerden bağımsızdır”
Sayfa 288·Kitabı okudu
1000Kitap
Evrenin temel fiziksel sabitlerindeki hassas ayar, ilim, irade ve kudret sıfatlarını temellendiren gaye ve nizam delilini modern bir dille yeniden konuşulabilir kılmaktadır. Entropi yasasının evrenin kaçınılmaz bir sona doğru yöneldiğini göstermesi ise fenâ ve meâd gibi klasik kelâmi kavramları kozmolojik bir gerçeklik zeminine taşımaktadır. Tehditler cephesinde ise kuantum mekaniğinin sağ duyuya aykırı yorumlarının gerçeklik algısını tahrip etme riski, çoklu evrenler hipotezinin hassas ayar argümanını natüralist bir çerçeveye hapsettirme tehlikesi ve görelilik teorisinin blok evren yorumunun kader ile özgür iradeyi çıkmaza sürükleme ihtimali öne çıkmaktadır.
Sayfa 276·Kitabı okudu
1000Kitap