Din felsefesindeki en çetin problemlerden biri de Tanrı'nın evrene nasıl müdahale ettiğidir (mucizeler, duaların kabulü vb.). Klasik fizikte, Tanrı'nın olaylara müdahale etmesi için doğa yasalarını “kırması” veya “askıya alması” gerekir. Bu da Tanrı ile kendi koyduğu yasalar arasında bir çelişki gibi algılanabilir.
Kuantum mekaniği ise burada teizme (Tanrı inancına) ilginç bir imkân sunar, Kuantum olayları olasılıksaldır; örneğin bir atomun ne zaman bozulacağı veya bir elektronun hangi yarıktan geçeceği önceden kesin olarak belli değildir, sadece olasılıklar (yüzde 50 sağ, yüzde 50 sol gibi) bellidir.
Bazı çağdaş teologlar ve fizikçiler (örneğin Robert John Russell), Tanrı'nın evrene bu “kuantum belirsizlikleri” üzerinden etkide bulunabileceğini öne sürer. Bu görüşe göre Tanrı, belirli bir kuantum olayının sonucunu (olasılık
dağılımını bozmadan) belirleyerek evrenin akışına yön verebilir.
Şöyle bir örnek verelim: Bir olayın gerçekleşme ihtimali yüzde 50 ise ve Tanrı o olayın gerçekleşmesini irade ederse, dışarıdan bakan bir bilim insanı için bu hala fizik yasalarına uygun “rastgele” bir olaydır; ancak metafiziksel arka planda bu bir “ilahi eylem”dir. Bu sayede Tanrı, doğa yasalarını ihlal etmeden (mucizevi bir kırılma yaratmadan) evrende aktif bir şekilde iş görebilir. Bu yaklaşım, modern bilim ile ilahi takdir (kader) inancını uzlaştırma çabaları arasında günümüzdeki en popüler ve makul görülen yaklaşımlardan biridir.