İnsan bazen aidiyetini ve tüm tanıdıklığını bir kenara bırakıp bir yabancı gibi izlemeli sahip olduğu nimetleri, içinde bulunduğu hâli o gözle değerlendirmeli.
O vakitler tüm cihan ülkelerinde olduğu üzere kölelik müessesi Osmanlı Devleti'nde de mevcuttu. Fakat Osmanlı'da köle iseniz talihlisiniz demektir... Hem azad edilip hür kalma ihtimaliniz bir hayli yüksek, hem de bir köle olarak kalsanız dahi sahip olduğunuz haklar İslam hukuku ile koruma altında olduğu için değerlisiniz. Sonradan öğrendiğime göre kutsal kitapları Kuran ve peygamberlerinin öğretisi sünnet, diğer memleketlerde kölelere uygulana gelen vahşi hükümleri ortadan kaldırmış. Çünkü Müslümanlara göre bir insan, köle dahi olsa, ahsen-i takvim suretinde yaratıldığı için mükerrem bir mahluktur. Avrupa'da ve yenidünya Amerika'da siyah tenliler, insan dahi sayılmazken, Osmanlı'daki bu hâl takdire şayandır.
Bir kalb ki onun sevmesi, aldanması yok.
Tutkunluğu yok, bir güzele yanması yok.
Bin kez yazık olsun sevgisiz bir yüreğe,
Aşksız geçecek günlerin faydası yok."
Ömer Hayyam
"Andadır râz-ı âdem sırr-ı vücud
Hiçtir yoktur bekâdır adı aşk..."
(Yokluğun gizemi ve varlığın sırrı ondadır
Hiçliktir, yokluktur, daima varlıktır, adı aşk...)
Şeyh Galip
"Derd-i mihnettir beladır adı aşk,
Bir marazdır iptiladır adı aşk..."
(Öyle zorlu bir derttir ve beladır ki adı aşk,
Bir hastalıktır, hatta bir tutkudur ki adı aşk...)
Şeyh Galip