Muhammet İkbâl

Muhammet İkbâl
@Muhammetikbal
Kimsenin lütfuna olma talip, bedeli cevheri hürriyettir. | Namık Kemal Meşrebim: Üveysî NEDEN OKUYORUZ? #256895874
Kahrolsun Duman Adamlar, yaşasın Momo’lar.
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2025 21:30
Bu inceleme biraz spoiler içerecek. Çünkü bu eser, bence spoiler vermeksizin değerlendirilemez. Öyleyse başlayalım. Kimsesiz bir çocuk şu Momo. Bu, onu toplumun hastalıklı zihniyetinden koruyor. Onun, saf ve temiz kalmasını sağlıyor. Dolayısıyla bütün psikosomatik hastalıkların nedeni olan o yargılayıcı iç ses, Momo’da hiç bir zaman oluşmuyor. Momo bu yüzden insanları hiç yargılamadan dinleyebiliyor. Onları sadece anlamak için dinliyor ve bu da insanları tedavi ediyor. Çünkü bütün insanlığın yitirdiği temelde bu dinleyen fakat yargılamayan öz benlik. Hal sebepten aslında Momo, insanın özünü temsil ediyor. Dolayısıyla insanların öz sorgulamaları, öz farkındalıkları, hata ve hattaa öz denetimleri artıyor Momo’yu dinleyince. Çünkü her şeyin özünde durmak, dinlemek, düşünmek, anlamak ve anlaşılmak yatıyor. Fakat insanların özlerinde bulunan bu olmak temayüllü farkındalık, insanları sahip olma temayülüne evirerek yönetmeyi ve sömürmeyi öngören kapital ben merkezli modernizmin işine hiç gelmiyor. Bu yüzden kapitalizm, Momo’yu direkt hedef alıyor. Kapitalizm, yani kitaptaki adıyla duman gri adamlar. Yazarın kapitalizmin temsilcisi bu duman adamları; ağzında sigara, elinde çanta, gri tenli, siyah takım elbiseli ve şapkalı iş adamı kisvesinde, duygusuz ve gaddar olarak tasvir etmesi boşuna değil. Zira bugün bütün meslek kollarının ideal çalışan olarak sundukları tipleme tam olarak bu. Dolayısıyla duman adamlar, aslında modernizmin ideal insanı temsil ediyor. İşe bu temsillerle baktığınızda aslında Momo insanın doğasını, doğal yönünü, dolayısıyla geleneklerini temsil ediyor. Hatta bu mantıkla Momo’un temsil ettiği şeye bir yönüyle din de diyebiliriz. Çünkü insanın doğasının, doğada yarattığı en doğal refleks dindir. Sanıyorum Momo‘nun İsrail karşısındaki Filistin ile
1000Kitap
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Aşk, ölmeden önce öldürür!
10/10
·676 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 02:00
Böyle şeyleri konuşmayı pek sevmem aslında ama bu sefer bu söyleyeceklerimi bir vazife olarak gördüğümden değerlendirmeye de eklemek istiyorum. Hayatta çok az şey ibadetlerime tat verdi benim. Bazen bir film, bazen hayatın içinde yaşadığım bir an yahut bir sohbet. Ve çok az da okuduğum kitaplar. Tüm bunlar içerisinde en etkisiz olan elbette kitaplar. Evet, kitap dediğimiz o manevi lokma; elbette duygusal temayülleri artırıyor, günlük hayata dair müthiş hayat örnekleri ile deneyim sunuyor, tekmil etmiş fikirler sunuyor ama direkt aşkın yahut içkin olana dair tecrübe sunmak kitabın boyunu aşıyor. Ya da bu kitabı okuyana dek, ben böyle düşünüyordum. Artık deneyimimden kaynaklı bu düşüncemi değiştiriyorum. “Pekala bir kitap da insana direkt kendi tecrübesi kadar yetkin ve kalıcı bir şekilde müşahede sunabilir” demek istiyorum. … Oradan bakıldığında alelade bir roman gibi duruyor olabilir bu eser, ama benim içimdeki maneviyatı delirtmeyi başaran bir yapıt bu. Üstelik eserin amacı tamamıyla farklı iken başardı bunu. Hobi gibi, ek iş gibi becerdi yani. :) Hatta ve hatta bir karakteri ile tamamıyla maneviyata muhalefet ederken başarılan bir iş bu. Bu yüzden bu eseri, amacı direkt maneviyat arttırmak olan diğer eserlerin reisi ilan ettim kitaplığımda. İktidar taşı onun bu saatten sonra. :) … Ahmet Ümit, ilk defa okuduğum bir yazar. Hatta uzun süre önyargı beslediğim de bir yazar. Zira hem popüler kültürün bir yazarı hem de okurlar tarafından çizgi roman tarzında bir polisiye yazdığı söylendiği için böyleydi benim için. Aslında anlaşılamadığını bilemezdim o zamanlar. Zira her bir tarifin altında da “edebiyattan yoksun eserleri, okuyucuya hiçbir şey katmıyor, popüler kültürün dayatması o yazar, ancak ergenlerin ve gerçek anlamda okur olmayanların sevdiği bir yazar olabilir…”
1000Kitap
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,8bin okunma
Her şey zıttında görünür(!)
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2025 12:26
Evet itiraf edeyim. Ben de, Türkiye’de yapılan ve ziyadesiyle rağbet edilen diğer absürt komedilerden devşirdiğim tecrübeyle, kitaba büyük bir önyargıyla yaklaştım, hatta uzun süre kitabı temin edip okumaktan çekindim. Çünkü hepimizin bildiği gibi Türkiye’de absürt komedinin kolay kolay mesajı olmaz. İde’esi de bulunmaz. Amaç sadece saçmalamak ve saçmalayarak güldürmektir. En azından son dönemde böyle. Bu yüzden kitabı başta bir vakit kaybı olarak gördüm ve daha sonra zihnimi dinlendirmek için okumaya karar verdim. Henüz ilk sayfalarda bu kanaatim değişmemişken kitabın yarısından sonra fikrim değişmeye başladı. Bir şey hakikaten en çok zıttıında görünüyor. Bütün hayatın çıplaklığı ya da kitaba uyarlarsak mantıklı hayat denilen şey kendini ancak absürt hayatta gösteriyor. Yani yazar öyle absürt bir roman yazıyor ki bu romanda reel hayatı tüm çıplaklığıyla görmemeniz neredeyse imkansız. Eserdeki karakterlerin neredeyse hepsinde hayatı öyle bir tiye alma durumu var ki bu insanlar hiçbir şeyi umursamıyor diyorsunuz . Ancak karakterlerin bu umursamama durumu içerisinde aslında hayatı ne kadar ciddiye aldıklarını gösteriyor yazar. Yine zıttında görünüyor her şey. Baba İskender her fırsatta oğluna fazlalık diyor mesela, ama söylemlerinde görünür oluyor asıl fedakarlığı. Bunu bu şekilde değil de gayet ciddi bir üslupla yazmış olsaydı yazar, yani zıttında görünüyor her şey mottasını benimsememiş olsaydı, sanıyorum bu kadar net göremezdik herbir mesajı. Her bir karakterin duygularından şüphe ederdik, samimiyetini sorgulardık; tıpkı gerçek hayatta yaptığımız gibi. Sanıyorum bu gerçeği de çok iyi biliyordu yazar bu yüzden böyle bir üslup tercih etti. Hasılı kelam büyük bir önyargıyla yaklaştığım ve popüler kültürün dayattığı alelade bir roman olarak düşündüğüm bu eserden,
Edebiyat
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
Milenyum (yeni) tarikatlar (dinler) da neyin nesi?
9/10
·305 syf.··
2025 14. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 01:15
Osho, modern tıbbın, hastalığı yok ettiğini ancak hastalığı ortaya çıkartan sebebi, mücadele konusunun dışına ittiğini; bu yüzden hastalık tedavi edilse dahi kolaylıkla yeniden ortaya çıkabildiğini yahut farklı hastalıklar şeklinde tezahür edebildiğini söylüyor. Bu yüzden asıl tedavi, var olan hastalığı yok etmekle değil, onu ortaya çıkartan sebebi yok etmekle gerçekleştirilmeli. Bu sayade ancak gerçek manada hastalıkla mücadele edilebilir. Osho bu görüşüyle belki bütün hastalıkları psikosomatik bir kümeye dahil ederek hata ediyor. Hatta genelleme hatası yapıyor da olabilir. Ya da pek hamasi bir görüş de ortaya koyuyor olabilir ancak bu tespitin bir gerçeklim payı var. Şöyle ki tıp camiası “Kaygı/stres, insana, mikroptan daha çok zarar veriyor” derken ruhun beden üzerindeki bu etkisinden bahsediyor. O halde insanı iyileştirmek istiyorsak; ruhu tedavi etmeyi, bedeni tedavi etmeye öncelememiz gerekiyor bir noktada. Ve tabi bir organizma olarak insan nasıl ruhsal bir tedaviye muhtaç ise toplum da tümel bir organizma (insan) olarak aynı tedaviye muhtaç. … Konu çok teorik bir zemine kaydı. Ben en iyidi meseleyi en başa sarayım. Biraz da masallaştırayım. … Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken; ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken … (tamam tamam uzatmıyorum.) Zamanın birinde, derme çatma bir köy evinin, çatma derme bir odacığında üç oğlan yaşarmış. Oğlanların kendi erilliği eve yeterince erkeklik katmazmış gibi bir de aynı evin aynı odacığında bu üç oğlanın babası yaşarmış. Babanın evdeki varlığı evin yegane düzeniymiş. (Kozmos) Zira her bir oğlanın kendi şahsına münhasır mizacı, ancak babanın iktidarında aile çatısı altında bulunabilirmiş. Bu sebepten eve fazlalık gibi duran bu ata eril, aslında evin var oluş sebebi
Alıntı
Milenyum TarikatlarıAli Köse · Timaş Yayınları · 2020144 okunma
Özgürsüz sade bir “İrade” alabilir miyim, lütfen.
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2025 12:52
İRADE. Ne çok önemsiyoruz şu yetiyi. Hele başına bir de özgürlük niteliği iliştirmişsek adeta tadından yenmiyor. Fevkalade de önemli bir tamlama oluşuyor böylece: ÖZGÜR İRADE. Sanki irade kavramı tek başına yeterince özgür olamıyormuş da özgürleşmek için sırtını özgürlüğe yaslamaya mecburmuş gibi hissettiriyor şu kaba yığın. Ya da ancak özgürlüğün himayesinde kutsallaşabilirmiş gibi bir temayül taşıyor göğsünde. Müthiş bir parodi hakkaten. Oysa “irade” özgürlük kavramını içinde barındırmıyor mu zaten? Öyle ya irade’de bir problem bulunduğunda biz bu problemi ‘özgürlüğünü yitirmiş’ olarak belirtmiyor muyuz? İradesini kaybetmiş, iradesi elinden alınmış gibi mesela. Bu deyimlerin her biri; başında özgür sıfatına ihtiyaç duymaksızın iradenin zaten kendi başına özgür olduğunu göstermiyor mu bize? Öyleyse neden iradeyi “özgür” sıfatına emanet etme ihtiyacı duyuyoruz ki? Böyle olunca ben bu sıfat tamlamasının altını kurcalamak, bu tamlamanın oluşturulma amacını öğrenme ihtiyacımı pek bi normal karşılıyorum. Hatta bir önsezi de bulunarak “Belkide?” diyorum, “bütün bu çabamızın altında gizlenmeye çalışılan ve gösterilenin tam aksi istikametinde bir inanç yatıyordur. Bilişsel seviyede bununla yüzleşemediğimiz için de böyle tamlamalara ihtiyaç duyuyoruzdur.” diyorum. “Biliş ötesinde irademizin kesb edildiğine inanıyoruz belkide. Ya da daha kötüsü, biliyordur bu gerçeği özümüz. Ondan iradeyi bu kadar güzelleyip süslüyor ve onu bir kutsal haline dönüştürüyordur…” … İnsanlar var oluşunu insana borçlu olduğu kadar İnsanlık’a da borçlu. Zira insan, sırf maddeden müteşekkil bir var oluşa sahip değil. Varlığını anlamlandıracak hatta kendisi dışındaki varlıklara anlam izafe edecek bir anlamlama yetisine sahip. Eskiler bunu kadim literatürde “merak” olarak tespit ediyorlar.
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma