Öyle bir sarılma düşünüyordu ki onu ta benliğinin derinliklerine kadar titretsin, hırpalasın, ezsin; öyle bir aşk istiyordu ki onun ruhunda sarhoş eden baygınlıklar bıraksın...
Bu şatafatlı odanın servetleri içinde siyah mermerlerle örülmüş bir mezarda diri diri gömülü gibiydi. Nefes alamıyor, boğuluyordu; bu mezardan çıkmak, yaşamak, sevmek istiyordu.