Aşık Ozan

Aşık Ozan
@Mukann
Çevrim içi notlar...
90 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı

Aşık Ozan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·348 syf.··
2022 18. kitabı
Nikos Kazancakis
7.9/10 · 20,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Paralel Evrenlerin Birinde Biz…
Puan vermedi·344 syf.··
2022 17. kitabı
Fıkra bu ya, Oflu dayının birine Ruslar hakkında ne düşündüklerini sormuşlar. Amca “Kırgınım!” demiş. “Yol yapıp gittiler ama kaç yıldır yolların ne halde olduğuna bakmadılar.” Doğu Karadeniz insanının göremediği hizmet hakkında mizahi eleştirisi… Bir zaman da sözüne neden olduğu anlaşılmayacak şekilde güvenilen bir amca da Kurtuluş Savaşı’mız hakkında “Keşke Yunanlar kazansaydı.” demişti. İşgalci kuvvetler, bir memleketin sadece yer altı ve yer üstü zenginliklerine mi sahip olmak isterler? Peki işgal altındaki insanlara bakış açıları nasıl olurdu acaba? Kendilerini doğuştan ayrıcalıklı, diğerlerini de hayvandan farksız bir varlık olarak görmelerine engel olacak bir şey var mıdır? Genellikle özgürlük düşünülür. Ama kendi özgürlüğü içerisinde işgalci kuvvetlere dalkavukluk edecek insanlar hiç akla gelmez. Ve onların zulmü bir kuvvete yaranabilmeleri için daha keskin olmayacak mıdır? İtalyanlar Ege’yi işgal ettiklerinde hastaneler ve yol yapım gibi bazı faliyetlerinden dolayı sempati toplamışlar. Gerçekten de bu faaliyetleri yapmışlar. Ancak birkaç işe yarar faaliyetleri genel olarak sömürü içgüdüsüyle hareket ettikleri gerçeğini değiştirebilir mi? Aklıma daha onlarca buna benzer soru geldi kitaptan sonra? İngilizlerin Myanmar işgalinde neler yaşanabileceğini bizzat sömürge polisliği sırasında deneyimlemiş Orwell, oradaki gerçeği tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor. İşgalci İngilizleri, onlarla işbirliği içindeki yerlileri ve baslı yönetimini Flory isimli nispeten ılımlı bir İngiliz’in aşkı arayışıyla bir bütün olarak anlatıyor. Her kitap masal anlatmaz. Bazen anlattığı paralel evrendeki bizim hikayemizdir. George Orwell
Edebiyat
Burma GünleriGeorge Orwell · Can Yayınları · 20244,076 okunma
Benim Bedenim Benim Kararım… Ya Diğerleri?
Puan vermedi·163 syf.··
2022 16. kitabı
Yakın bir zamanda bir kadın cinayetinde kocanın az ceza alması Yargıtay tarafından da onaylanmış haberi dolaşıyordu gazetelerde. Adamın ifadesine göre hamile olan kadın adama diğer çocuklarının ve karnındaki çocuğunun onun çocuğu olmadığını söylemiş. Gerekçeli kararı da okumadım ama Yargıtay’da da onaylandığına göre ifadede doğru noktalar olmalı. Bazen başkasının çocuğuna bilmeden babalık yapanların oranı da gazetelerde haber olarak yer alır. Meseleyi aldatmalara dayandıracak değilim. Ben bir insanın hiç acımadan belki de gerçeği hiçbir zaman öğrenemeyecek şekilde yalana maruz bırakılmasına nasıl olur da yalan söyleyen tarafından layık görülebildiğini merak ederim. Bu gerçek onun tarafından bilinmiyor olabilir. Ama söyleyen biliyor. Nasıl bir vurdumduymazlıkla yaşamaya devam edebilir insan? Bu yalan içinde nasıl olur da bir kurda dönüşmez ve içini kemirip yok etmez? Mesele karı kocanın birbirini fiziksel olarak aldatması değil, bir insanın bir insanı kandırması. Pierre bir aile dostlarının tüm mirasını kardeşi Jean’a bırakmasıyla büyük bir şüpheye düşer. Ve kendi kendini büyük bir sorgulama içerisinde bulur. Ve bu şüphe artık onun eski Pierre olmasını engelleyecektir. Hata yapan kendisi olmadığı halde hatanın sonuçları en çok onu etkileyecektir. Ben sadece annenize bir mektup yazın, babanızla bir anınızı anlatın demekten korkmayacağım öğrenciler istiyorum… Guy de Maupassant
Edebiyat
Pierre ve JeanGuy de Maupassant · Kapra Yayıncılık · 2021292 okunma
Şehir Temizleme Kılavuzu
Puan vermedi·128 syf.··
2022 15. kitabı
“… Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler Kendilerinden olanlarla alay edip Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar. Devlet, tapu dairesi, banka borcu ve hastanedir. Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar. Yiğittirler askerde subay dövecek kadar Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır- Ezim ezim ezilirler. Enflasyon denilince buğday ve gübre fiyatlarını bilirler. Cami duvarı, kahve ya da bir ağaç gövdesine yaslanıp Onbir ay gökyüzünden bereket beklerler. Dindardırlar ahret korkusu içinde Ama bir kadının topuklarından Memelerini görecek kadar bıçkındırlar …” Sadece birkaç mısrasını aldığım ‘Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?’ şiirini Şükrü Erbaş ilk yayımladığında yer yerinden oynamış. Şiirden anlamayan güruh elinden ne geliyorsa bir şey yapmak için kendisiyle yarışmış. Halbuki bir kez daha bir kez daha okusa ve bir kez de aynaya baksa öldürmekten, dağıtmaktan, yıkmaktan daha basit ama daha ulvi olan bir şeyi becerebilirdi: anlamak. Ama tarım toplumundan gelen hepimiz gibi oldukları için eleştirilen her şeyi kendilerinde de gördüklerinden kendilerini düzeltme yoluna girmektense inkar etmek, yakmak yıkmak daha basit göründü gözlerine. Tarım toplumundan da gelsek öyle ya hepimiz kontuz, markiyiz, prensiz. Reich de Şükrü Erbaş’ın şiirle yaptığını yazıyla bize seslenerek yapıyor. Kendimizi eleştirmekten çekinmemizi, menfaatlere göre hareket etmemizi ve ilginç olarak bizi uyaranları sanki hiçbir eksiğimiz yokmuş gibi dikkate almamamızı eleştiriyor. Kendimizi özgür zannederken aslında biz gibi ‘küçük adamlar’ın büyüttüğü ‘küçük büyük adamlar’ın kölesine döndüğümüzü yüzümüze vuruyor. Kimseyi düzeltemeyiz . Hüner de bu değil zaten. Kendimizden sorumluyuz ve kendimizi düzeltmeliyiz. Ama önce eksikliğimizi bulmalıyız. Bunu da kendimiz yapamayız. Bizi bize anlatacaklara
Edebiyat
Dinle Küçük AdamWilhelm Reich · Cem Yayınevi · 015,4bin okunma