Tüm insanların maslahatını gözeten; herhangi bir şekilde heva ve hevese meyletmeyi düşünmeyen yasalar gölgesinde yaşamak insan için en büyük bir nimettir.
İslâm'da, ne birey toplum için ve ne de toplum birey için kanun yapma yetkisine sahip değildir. Her ikisi de tüm varlıkların maslahatını gözeten ilahi yasalara tâbidirler.
Göklerde ve yerde olan her şey, Allah’ı tesbih etmektedir. O, (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (hüküm ve hikmet sahibi olan) El-Hakîm’dir. Göklerin ve yerin hâkimiyeti/egemenliği O’na aittir. Diriltir ve öldürür. O, her şeye kadîrdir. O, (öncesi olmayan) El-Evvel’dir, (sonrası olmayan) El-Âhir’dir, (her şeyin üzerinde ve varlığının delilleri apaçık olan) Ez-Zâhir’dir, (aklın hakikatini tam idrak edemediği ve kullarına yakın) El-Bâtın’dır ve O, her şeyi bilendir. Gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra da arşa istiva eden O’dur. Yere giren, ondan çıkan, gökten inen ve ona çıkan her şeyi bilir. Nerede olursanız O, sizinle beraberdir. Allah, yaptıklarınızı görendir. Göklerin ve yerin hâkimiyeti/egemenliği O’na aittir. İşler Allah’a döndürülür.
(57/Hadîd, 1-5)