Bir toplumda yaşayan bireyler, kendilerini idare eden yasaların, adil ve fazıl mabudları tarafından geldiğine inanırlarsa, bu yasaların kendilerini yönetenlere bir ayrıcalık tanımadığını bilirlerse, onların da aynı yasalara tâbi olmaları gerektiğini idrak ederlerse, bir hükümdarın kendiliğinden bir kanun çıkarıp, onunla halkı idare etmeye hakkı olmadığı hükmünü bilirlerse, hâkimin de Allah'ın hükümlerine dayanarak hüküm vermekten başka bir yetkisi bulunmadığı kanaatine varırlarsa, işte o zaman nefislerde huzur ve istikrar meydana gelir ve işte o zaman sosyal barış köklü bir şekilde yerleşerek kaza ve hüküm sağlam teminatlara bağlanmış olur.