Sekülerlik ahlâk üretmişti, değil mi?
Hatta insanı özgürleştirmiş, çağ atlatmıştı. 1923’ten beri laiklikle yönetilen bu ülkede neden her gün erkek, kadın, çocuk katlediliyor? Demek ki sorun hâlâ "eğitimd", "ekonomide" ya da "bireysel travmalarda"… Asla sistemde değil.(!)
İnsan merkeze alındı ya, mesele çözülecekti. Allah hayattan çıkarıldı, yerine akıl konuldu. Ne oldu peki? Kimin akli? Gücü olanın mı, çoğunluğun mu, bağıranın mı? Dün "suç" olan bugün "özgürlük", bugün "hak" olan yarın "engel". Ne güzel ahlâk ama. her devreye uyumlu. Hesap günü yok, o yüzden sorun da yok. Vicdan Allah’a değil, yasaya bağlı. Kamera yoksa mesele yok. Yakalanmadıysan masumsun. İşte çağdaş ahlâk. Sonra biri çıkıp birini öldürüyor, biz de şaşırıyoruz. "Nasıl oldu bu?" Nasıl olacak, insan ilah oldu, tağut oldu. Kur'an'da Rabbimiz ne buyuruyor:
" Hevasını ilah edinen kimseyi gördün mü?" (el-Câsiye, 45/23)
Ama belli ki modern insan bu ayeti "metafor" sanıyor. Hüküm kimin? Meclisin, çoğunluğun, zamana göre değişen değerlerin… Allah’ın mı? Olur mu öyle şey, o çağ dışı. Oysa Allah açıkça söylüyor:
"Hüküm yalnızca Allah’ındır." (Yûsuf, 12/40)
Ve bir uyarı daha var, ama onu da pek ciddiye almıyoruz:
"Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı." (el-Enbiyâ, 21/22)
Fesat mı? Yoo, biz ona "toplumsal sorun" diyoruz. Cinayet mi? "münferit." Ahlâkî çöküş mü? "bireysel tercih." Allah'ın nizamı yok, kul yok, sınır yok… Ama nedense huzur da yok.