İlla Batı’nın çağdışı ve fasit bir medeniyet olduğunu görmek için Epstein vakıasının patlak vermesi gerekmiyordu. Bu hadise, hakikati ortaya çıkarmadı, zaten bilinen bir hakikatin üzerindeki perdeyi araladı. Bu pislik yuvasının görünen yüzü. Zira bâtıl üzere bina edilen her sistem, zamanı gelince kendi pisliğini kusar. Allah Teâlâ’nın sünneti budur. İslam'a göre mesele şahıslar veya münferit skandallar meselesi değildir; mesele usûldür, akîdedir, ölçüdür. Batı ve batının dayatmalariyla ülkemiz, hayatı vahiyden koparmış, hevâsını ilah edinmiş, helâl–haram ölçüsünü reddetmiş bir nizam üzerine kuruludur. Böyle bir zeminde adalet değil zulüm, iffet değil fuhuş, emniyet değil fesat yeşerir. Nitekim Allah Teâlâ buyurur: "Hevâsını ilâh edinen kimseyi gördün mü?"(Câsiye, 23)
Epstein vakıası, Batı’nın ahlâk anlayışının içinin ne kadar boş olduğunu göstermiştir. Çocuk istismarının, fuhuş ağlarının, güç ve servet sahipleri eliyle korunması; hukuk dedikleri şeyin ancak zayıfa işlediğini, güçlüye dokunmadığını bir kez daha ispatlamıştır. Bu, İslam’ın asırlardır haber verdiği bir gerçektir. Hüküm Allah’ın indirdiğiyle olmayınca fesat kaçınılmazdır. "Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler işte onlar kâfirlerin ta kendileridir." (Mâide, 44)
"Şayet (göklerde ve yerde) Allah’ın dışında ilahlar olsaydı (düzen) bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdığı sıfatlardan münezzehtir." (21/Enbiyâ,22)
Batı, ilerlemeyi teknolojiyle ölçerken insanı helâk etti. Aileyi dağıttı, zinayı normalleştirdi, hayâyı gericilik saydı. Sonra da ortaya çıkan ahlâkî çöküşü "bireysel özgürlük" diye pazarladı. İslam'ın yolu ise net. Hayır, özgürlük heva değildir; özgürlük, kula kulluktan kurtulup Allah’a kul olmaktır. Bunun dışındaki her serbestlik, insanı hayvana çeviren bir esarettir.
Bu