İslâm, barışı bir bütün olarak telakki eder ve hayatın her sahasında tahakkuk etmesi için çalışır, insanı hayat ve kâinat hakkındaki külli fikre bağlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cahillerin ve kâfirlerin iddia ettikleri gibi, İslâm insanlara kılıç yoluyla kabul ettirilmiş değildir!
Sir T. Arnold tarafından 'İslâm'a Davet' adıyla yazılıp Hasan İbrahim Hasan ve iki arkadaşının Arapçaya tercüme ettikleri eserin 51. sayfasında şöyle yazılıdır:
Hicretin I. yüzyılında ve ondan sonra muzaffer olan müslümanların, hristiyan Araplara karşı takip ettikleri hoşgörülü politikadan sonra -ki örneklerini zikrettik- İslâm'ı kabul edenlerin kendi iradeleriyle ve hiçbir başkı altında olmaksızın bu dine girdikleri sonucuna varabiliriz. Halen dahi, müslüman Araplar arasında yaşayan hristiyan Arapların durumu bu hoşgörünün en canlı delilidir.
Yine aynı kitabın 48. sayfasında şöyle denmektedir:
Hristiyanlarla müslüman Araplar arasında bulunan kuvvetli sevgi bağlarından dolayı, halkın İslâmiyet'e girişinin zorla değil, kendi arzularıyla olduğu hükmüne varabiliriz. Bizzat Hz. Muhammed bazı hristiyan kabilelere hoşgörülü davranmış, onların korumasını kabullenmiş ve dinî merasimlerini serbestçe ifa etmelerine izin vermiştir. Kilise mensuplarına, haklarından istifade etmek fırsatını verdiği gibi, müşriklerle müslümanlar arasında da buna benzer antlaşmalar vuku bulmuştur.
Bu ve buna benzer ifadelerle sabit olmuştur ki İslâm'a yöneltilen bâtıl iddiaların hepsi yalandır ve yalan olduğu için de sükût etmeye mahkumdur.
İslâm, geçici nam ve şöhret için kralların ve kahramanların (!) kendi keselerini doldurma amacıyla giriştikleri savaşları da şiddetle ve nefretle reddeder. Nitekim biri gelip Hz. Peygamber'e (s.a) 'Ey Allah'ın Rasûlu! Kimi ganimet için, kimi isim ve kimi de şöhret için savaşıyor. Bunlardan hangisi Allah yolunda savaşmaktadır?' diye sormuş, Hz. Peygamber de 'Allah'ın kelimesi (dinî)nin yücelmesi için savaşan, ancak Allah yolunda savaşmış olur' diye cevap vermiştir. (Kütüb-ü Hamse)