Dünyayı fethederek, yüreğimiz aşka hasretle dolarak yola çıkarız; ardından, birikimlerimiz çetin sınavlardan geçtiğinde, insanlara ve olaylara karıştığımızda, hiç farkına varılmadan her şey küçülür ve kül yığınlarının arasında bir parça altın buluruz. İşte hayat budur! Hayat olduğu haliyle budur: büyük iddialar küçük gerçeklikler.
Günlerini nefes nefese kovalamaca ile tüketen bir insan yığını için her ince güzelliğe kapanan gözlerin absürde fal taşı gibi açılması, modern insanın merakını nereye yönelttiğini bize çok net gösterir. Hakikatin apaçıklığını kabul edilemez bulan ve onun önüne el yapımı tüller çekmeye çalışan insan, yalnız kendini dolandırmaktadır. Hakikate körleşme budur ve körleşmenin bir mesele olarak ortaya çıktığı, merakın kışkırtıldığı çağ bu çağdır.
Belli hedeflerden yoksun yaşayan bir toplumuz. Hiç kimse bize sevmeyi öğretmedi. Ruhsal inanç yokluğu çekiyoruz. Evrenin ortasında acı çekmeye bırakılmış gibiyiz.