Musab Can

Musab Can
@MusabCan
22 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·336 syf.··
2023 2. kitabı
Batının Karanlığına Işık Tutan Aydınlık Yüz: Kurtuba ve Endülüslü Yüzyıllar Batı yakasında yaşanmış İslam’ın kalbi durumunda olan Kurtuba, geçmişinde büyük bir medeniyetin başkentlerinden biri olmuştur. Bu şehrin sokaklarında, şehirle ilgili tarihi eserlerde, şehrin ismiyle maruf camisinde/medresesinde ve kadim kitaplarda, bu medeniyetin izlerini takip eden Garaudy, Batının herkesi inandırmak istediği gibi kerameti kendinden menkul(!) olmadığını, aksine ilk izlerinin/köklerinin Endülüs’te aranması gerektiği sonucunu çıkarmaktadır. Bu hususta geniş bir külliyatın içinden çıkardığı belge ve gözlemlerle bu kitabı doğuran kritik ve sonuçlara ulaşmıştır. Roger Garaudy birikimlerini sadece bu eserle sınırlandırmamış bu medeniyetin kalbinde yani Kurtuba’da (Cordoba) “La Casa Andalusí” isminde bir müzede kurmayı başarmıştır. Kitabı önemli kılan konuları şu alt başlıklar altında toplayabiliriz. - Garaudy’nin Müslüman Endülüs'te olup bitenleri anlatmaktan maksadı, kendi ifadesiyle şanlı bir ölüye bir anıt mezar inşa etmek değil, aksine Endülüs'teki İslam düşüncesi ile Yahudi, Hıristiyan düşüncesinin çarpıcı birlik ve beraberlik anlayışını, ruhunu günümüze taşımaktır. Günümüzün uygarlığının aşkın ve içkin buhranlarını içinde barındırdığını bunun ancak birbirinden ayrılmaz bir şekilde hem Musevi hem İsevi, hem de İslami olan İbrahimi geleneğin bakış açısından yola çıkarak çözülebilir olabileceğine kanaat getirir. Neden mi? “Çünkü gayeler ve iman üzerinde tefekkür, ekonomik büyüme konusunun olduğu kadar, nükleer silahlanma, uzayın fethi, biyolojide genetik manipülasyon konularının da ahlaki boyutlarını tartışmaya açacaktır. Zaten önemli olan da yeni güç ve imkânlarımızı insani, yani ilahi gayelere yönelik olarak düzenleyebilmektir” der. Bunun olası olduğunu ve tarihte karşılığının
Felsefe-Düşünce
Endülüs'te İslamRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 2018203 okunma
Reklam
İrade Terbiyesi
Puan vermedi
İrade Terbiyesi kitabına başlarken Cemil Meriç’in "Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim." değerlendirmesini okuyunca kitaba ilgimden çok beklentim arttı. Beklentiler genellikle karşılık bulmaz. Bu kez de böyle oldu. Meriç kitabı muhtemelen Fransızca orijinalinden okumuş olsa gerektir ki, kitabın tercümesi beklenen tadı verdiği söylenemez. Kitabın çekim gücü sadece Meriç’in yorumundan ibaret değil. Kitabı farklı kılan önemli bir diğer özellik Payot’un Laik eğitimin öncü figürlerinden biri olmasında yatıyor. Laik eğitimin tavan yaptığı bir yüzyılın kapılarını ilk aralayanlardan biri olan Payot, 1909 yılından İrade terbiyesini yayınladığında kitap, dönemin kült eserleri arasında yerini aldı. İrade Terbiyesi eseri 32 dile çevrildi ve sonrasında birçok baskılar yaptı. Kilisenin ve Hristiyan değerlerinin de zımnen eleştiriden nasibini alması, Vatikan’ın eseri kara listeye almasına yetti. Kitap genellikle faydalı bilgiler/öğütler barındırıyor. Güçlü bir iradenin önündeki engelleri ve bunları gidermenin yollarını salık veriyor. İrademize kasteden çevresel faktörleri değerlendiren yazar bize bunlarla mücadele yöntemlerini göstermeye çalışıyor. İradeyi güçlü kılabilecek iç dinamiklere ayrı bir bölüm olarak yer veren yazar, irademizi daha etkin kılacak tavsiyeler sunuyor. Düşüncelerimizle bedenimiz arasında iyi bir ahengin oluşması için nelerin etkili olabileceğini merceğe alan Payot, bireyin bu armoniyi oluşturmak İçin nelerden kaçınması gerektiğini de bize hatırlatmaktadır. Payot bir Pedagog olarak dini kavramların ötesinde bir ahlak felsefesi oluşturduğunun da kanımca farkındadır. Sanırım 20. Yüzyıl Avrupa insanının şekillenmesinde Payot gibi yazarların etkisi yadsınamaz. Avrupa insanı tam da Payot’un eğitim ve ahlak felsefesi ışığında varlığını
Hayat ve İnsan
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,4bin okunma
İngiltere’nin Müfredat Tarihi
6/10
·571 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
“İngiltere Tarihi” ile ilgili kritik yapmaya, kitabın öncelikle bir kritik/eleştiri kitabı olmadığını belirtmekle başlayalım. Kitap “İngiltere Tarihini” edebi bir eserde aranan, ahenkli, ritmik ve sürükleyici özelliklerle kaleme alma kaygısından uzak, İngiltere’nin yakın tarihi dahil, en başından bugüne geçmişini bir ders kitabı formatında kaleme alan önemli bir eser. Kitap bu ön kabulle okunmaya başlandığında okuyucusuna hacimli bir kitap olmasına rağmen işlediği konuları öz denebilecek ansiklopedik bilgiler ışığında sunuyor. Üzerinde güneş batmayan ülke diye tanımlanan ve yakın zamana kadar da neredeyse dünyanın her kıtasında sömürgesi bulunan Büyük Britanya İmparatorluğunun yani “İngiltere’nin Tarihi” geçmişi hakkında meraklıları bu kitapta A’dan Z’ye tüm önemli bilgileri bulabilir. Kronolojik time-line (zaman çizelgesi) düzeni içinde ve her konu başlığı etraflıca olmasa da gerekli tüm bilgiler bir araya getirilerek ustaca hazırlanmış bu kitap, İngiltere Tarihinin genel çerçevesini iyi anlamamızı sağlıyor. Yazar kitaba analitik yorum ve öznel eleştirilerini katmaksızın yer yer olaylara küçük değerlendirmelerde bulunarak tarihsel birikimini ortaya koyuyor. Son üç yüzyıla tartışmasız damgasını vuran bu ülkenin iyi incelenip tarihinin, kültürünün, siyaset dilinin ve sömürgeci karakteristik özelliklerinin anlaşılması gerekir. Şu an bile bir çok milletin -tabir yerindeyse- kaderini çizmiş İngilizler arkalarına aldıkları buluşlar, teknolojik ilerlemeler, askeri paktlar ve en önemlisi tarihi tecrübeleriyle stratejik düşünen ve her türlü sürprize açık bir millet. Kitap İngilizlerin anayasal düzene ulaşana kadar yaşanılan tarihsel sürecin en önemli basamaklarından biri olan Magna Carta’dan bu yana giderek yükselen gücünden, geleneklerinden, tarihi monarşisinden, modernizme
İngiltere TarihiJeremy Black · Doğu Batı Yayınları · 202066 okunma
Şii ve Sünnilerin Haçlılarla ve birbirleriyle imtihanı...
8/10
·218 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Bir kitabı okunabilir kılan en önemli şey, dokunduğu tüm meselelerde doyurucu bilgi vermesi ve fark edilmeyenleri hissettirmesidir. Oscar Wilde’nin “Eğer bir insan bir kitabı okuduktan sonra, onu tekrar okumaktan zevk almıyorsa, o kitabı okumuş olmasının bile hiçbir değeri yoktur." sözü bana abartılı gelse de bir kitabı okuduktan sonra, beni uzun zaman etkisi altına alabiliyorsa bu kitaba geri dönmek istemesem de benim için kitap kıymetlidir ve maksat hasıl olmuştur. Şankiti’nin bu kitabı Sünni-Şii İlişkileri düzleminde yeterli derecede etkileyici ve faydalı bilgiler sunuyor. Çünkü “Haçlı Savaşlarının Etkisi Altında Sünni-Şii İlişkileri” kitabının geçtiği tarihi dönem pek çok yazarın kitabına konu olmuşsa da bu zamanlarda Sünni-Şii İlişkilerini ele alan eserler neredeyse yok hükmündedir. Kitap yalnızca bu vasfıyla önemli bir boşluğu doldurmaya cüret etmekte ve bu kadim tarihi yarayı kanatmadan kendi deyimiyle kronik bir ihtilaf zihniyetinden ve yeni bir tarih hummasından muzdarip, dönemin Sünni-Şii İlişkilerini gün yüzüne çıkarmaya çalışmaktadır. Kitap, Dinler Tarihi alanında hazırlanan ve 29 Eylül 2011 tarihinde Texas Üniversitesi’ne sunulan bir doktora tezi olduğundan içeriği de akademik bir çerçeve ve dil kullanılarak hazırlanmıştır. Böylelikle, kitabın objektif kriterler ışığında ve titizce meseleyi ortaya koymasına da sebebiyet vermiştir. Şankiti, kitaba Suriyeli aydın İbrahim Mahmut’tan enfes bir benzetmeyi alıntılayarak konuya ilgi çekici bir giriş yapıyor. Ona göre Şii-Sünni hizipleşmesi, İslam tarihini, değişik karılarından birçok oğlu olan bir babaya dönüştürmüştür. Her evladın temel arzusu, babaya olan aidiyetini meşrulaştırmak ve üvey kardeşlerini gayrı meşru ilan etmek olmuştur. Bu durumda tarih baba, hem ortak payda hem de ortak bölen haline gelmiştir.
Tarih
Haçlı Savaşlarının Etkisi Altında Sünni-Şii İlişkileriMuhammed B.El-Muhtar Eş-Şankiti · Mana Yayınları · 201622 okunma
Yeni bir vizyon
8/10
·388 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Kitaptan, bana arta kalanlar şunlar: 1. Cabiri bütüncül bir yaklaşım izleyerek sistem kurucu bir beyne sahip, ilk dönem İslam tarihinden bu güne değin, sorunlu olan tüm meseleleri merceğe alarak neşteri, titizlikle sorunlu bölgelere vurmuş, tedaviye dönük çözümler sunmuştur. Kitap; imamet, içtihat, sekülerizm ( laiklik), şura, selefilik etrafında köktencilik vs. konuları etraflıca tartışmaya açmıştır. Eleştirile bilinir kimi ayrıntılara rağmen esaslı ve rasyonel bir yaklaşım göstererek meselelere vukufiyetini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. 2. Geçmiş müktesebatı reddetmeden ancak tümüyle kabul etmeye de yanaşmadan bu gün ile dün arasında bir köprü kurmaktadır. Bu köprü modern ve gelişmiş bir yapıyı hedefler. Bu yapının harcı olaraktan İslam’ı esas alır. Arapları ve Müslümanları kendinden uzaklaştıracak laiklik gibi tartışmalı meseleleri sahiplenmeden ancak meselelere pragmatik bir ruh da taşıyarak, geçmiş hastalıkların tedavisi için hazırladığı prospektüsünü “Arap olmamasına rağmen(!) bir Arap milliyetçisi gibi, Arapların huzur, barış, refah ve gelişimi için yazar ve Lübnan gibi “çok mezhepli Arap ülkeleri” hariç “İslam’ı birleştirici bir güç” olarak bu hamurun mayası olarak görür. Aslında Cabiri yazdıklarıyla Panislamizm ile Pan Arapçılık arasında ortanın İslam tarafına yaslanmaktadır. Cabiri hakkında okuduğum bir makalede “ O Araplaştırılmış İslam’ı desteklemekte, Müslümanlaştırılmış Arapçılığı desteklememektedir” diyerek Arap İslamcılığı yaklaşımını geliştirdiği ifade edilmektedir. Ancak o tüm bunlara rağmen katıksız ümmetçi ve İslamcı mütefekkirlerden Afgani ve Abduh’tan da etkilenmiş ve eserlerinde aynı meselelere kafa yormuştur. 3. Demokrasinin geçer akçe olduğu günümüzde, doğrusu demokrasinin Arap ülkelerinde hiçte beklenen başarıyı veremediği ortada. Keza
Din
İslam Düşüncesinde Demokrasi, İnsan Hakları ve HukukMuhammed Abid el-Cabiri · Kapı Yayınları · 201915 okunma
Reklam