Mustafa Davşan

Mustafa Davşan
@MustafaDAVSAN
Fizik De omnibus dubitandum
Kendi Varlığından Rahatsız Olmak
9/10
Kör Baykuş, bir insanın gerçekleştirebileceği potansiyeli ile olduğu kişinin gerçeklerle kurduğu uzak ve soyut ilişkiyi konu alır. Özşefkat ve özsaygıdan yoksun bireyin var olamayışını anlatan bu eser, yoğun imgeler, semboller ve bilinçaltı örüntüleriyle örülüdür. Kitap boyunca görülen resmetme çabası, vazo, mezarcı ve kasap gibi semboller; kahramanın olamamışlığının, sanrılarının ve ağır depresyonunun yansımalarıdır. Arzu duyduğu şeye aynı anda hem haz hem nefret beslemesi, kişiliğini hiçe sayarak arzularına teslim olması, onun içsel huzursuzluğunu ve benlik çatışmasını açıkça gösterir. Kasap figürü, şiddet ve öldürme arzusuyla birleşir; kasabın bıçağını izlerken duyduğu haz, benliğinde bir şiddet çağrısı uyandırır. Bu çağrı, sonunda kendi içsel savaşında daha da derine batmasına yol açar. Rüyalarla gerçeklerin iç içe geçtiği sahneler, bilinçaltı ile dış dünyanın bulanık sınırlarını gösterir. Horoz sesi, mezarcının kahkahası, yatağın altındaki vazo gibi unsurlar, etrafındaki somut gerçeklikten kaynaklanırken, karakterin zihninde sanrılarla birleşerek yeni anlamlar kazanır. Aynayla yaşadığı çatışma ise, tamamen kendisiyle olamamasının, kendi varlığını kabullenemeyişinin sembolüdür. Sonuçta, Kör Baykuş’un ana karakteri için bazı insanların varlığı, başkalarından önce kendilerine yük olur. Bu, onun hem psikolojik çöküşünü hem de varlıkla kurduğu sancılı ilişkiyi özetleyen bir durumdur
Psikoloji
Kör BaykuşSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202436,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gırtlakta Yankılanan Sessizlik
Kış gelince bir deliğe saklanan hayvanlar gibi kendi içime ne kadar çekilsem de başkalarının sesleri kulaklarımda çınlıyor, kendi sesimi gırtlağımda duyuyordum.
Sayfa 79 - Kırmızı kedi, 4. Basım
Alıntı
Anlayan Yalnızca Gölgeydi
Ben yalnızca kendi gölgemle güzelce konuşabiliyorum... Yalnızca o tanır beni, mutlaka anlar. Özsuyunu, hayır, hayatımın acı şarabını damla damla gölgemin kurumuş boğazına damlatmak, sonra ona; "işte bu benim hayatım!" demek istiyorum.
Sayfa 43 - Kırmızı kedi, 4. Basım
Psikoloji
Şimdi baştan ayağa bütün hayatımı bir salkım üzüm gibi ellerimin arasında sıkıp özsuyunu çıkarmak, hayır, şarabını damla damla gölgemin kuruyan boğazına okunmuş türbe suyu gibi damlatmak istiyorum
Sayfa 42 - Kırmızı kedi, 4. Basım
1000Kitap
Radyo Dalgaları :)
Radyo dalgaları ne kadar büyüktür? Şöyle düşünelim: Eskiden televizyonda kanal değiştirmek istediğinizde yerinizden kalkıp bir tuşa basmanız gerekiyordu. Televizyonlar o zamanlar V şeklinde uzanan "tavşan kulaklı" yani iki çubuklu bir antene sahipti. Eğer sinyal düzgün gelmiyorsa yaklaşık 1 metre uzunluğundaki bu çubuk hareket ettirilirdi. TV dalgalarının boyu da 1 metre civarıdır ve antenler TV dalgalarını havadan alır. Bu yüzden bir stüdyoya gittiğinizde "On the Air" (Yayında) tabelasını görürsünüz çünkü yayın, evinize hava üzerinden gönderilir. Elbette artık yayınların çoğu kablo üzerinden taşınsa da tabelalarda "On the Cable" (Kabloda) yazmaz. Her halükarda ışık (radyo dalgaları da dahil) hava boşluğundan da rahatlıkla geçer. Havanın olayla alakası olmamasından ötürü ben o tabelalarda hep "On the Space" (Uzayda) yazsın istemişimdir.
Sayfa 78 - Ketebe 1. Baskı
Fizik