Özgürlüğe kavuştuktan birkaç gün sonra, bir gün, çiçekli ça-
yırlanı geçip, kamp yakınlarındaki pazar kasabasına doğru kilo-
metrelerce yürüdüm. Tarlakuşları gökyüzüne yükseliyordu, ne-
şeli şarkılarını dinleyebiliyordum. Uzun süre kimseye rastlaya-
madım; geniş topraklardan, gökyüzünden, tarlakuşlarının verdi-
ği şölenden ve mekân özgürlüğünden başka bir şey yoktu. Oldu-
ğum yerde durdum, çevreme, sonra gökyüzüne baktım ve diz
çöktüm. O anda kendim ya da dünya hakkında hiçbir şey bilmi-
yordum, aklımda tekrarlayıp durduğum tek bir cümle vardı:
"Daracık hücremden Tanrı'ya yakardım, o da bana özgürlükle
yanıt verdi
Hususan benim gibi nefs-i emmareyi taşıyanlara şu dünya çok gaddardır, mekkârdır. Bir lezzet verse bin elem takar, çektirir. Bir üzüm yedirse yüz tokat vurur. Lemalar - 150