Ey cirmi ve cismi küçük ve cürmü ve zulmü büyük ve ayb ve zenbi azîm biçare insan! Kâinatın hiddetinden, mahlûkatın nefretinden, mevcudatın öfkesinden kurtulmak istersen, işte kurtulmanın çaresi:
Kur’ân-ı Hakîmin daire-i kudsiyesine girmektir ve Kur’ân’ın mübelliği olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın sünnet-i seniyyesine ittibâdır. Gir ve tâbi ol.
Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri en büyük müfessirlerden biri olmakla beraber, O'nun tefsirlerini her açıp okuduğunuzda daha evvel görmediğiniz bambaşka bir buutla hakikatin keşfine mazhar olur,
Lem'alar'ı açınca anlıyorsun ki burası sadece bir kitap değil; resmen insanın kalbine ve ruhuna yazılmış bir yol haritası. Bediüzzaman Said Nursi, öyle güzel anlatıyor ki insan bazen
Lem'alar bir kitap okumaktan ziyade bir hâl yaşamak oldu benim içimde . Her bir lem’a, sanki kalbin karanlık bir köşesine düşen ince bir nur gibi insanı kendi hakikatiyle karşılaştırıyor. Sayfalar ilerledikçe bilgi değil, idrak çoğalıyor; kelimeler akıldan çok kalbe konuşuyor.
Bu eserde anladım ki iman, yalnız inanmak değil; her hâlde Allah’ı görür gibi yaşamaya çalışmakmış. Üstad Bediüzzaman Said Nursî 'nin satırlarında ilim ile marifet birleşiyor; akıl delille ikna olurken kalp teslimiyetle sükûna eriyor. Özellikle ihlas bahisleri insanın niyet aynasını temizliyor. Çünkü tasavvufun özü olan şu hakikat satır aralarında sürekli hissediliyor: Amelin ruhu ihlastır. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) “Allah sizin suretlerinize değil kalplerinize bakar” hadis-i şerifinin manası adeta eser boyunca tecelli ediyor.
Musibetlerin anlatıldığı bölümlerde ise insan şunu fark ediyor: Acı sandığımız şey bazen rahmetin gizli yüzüymüş. Sabır, sadece dayanmak değil; İlâhî hikmete razı olabilmekmiş. Lem’alar, sıkıntıyı şikâyetten zikre dönüştüren bir bakış kazandırıyor.
Kitabı okurken en çok şu duyguyu yaşadım: İnsan dünyada misafir olduğunu unutunca yoruluyor. Lem’alar ise kalbe yeniden yönünü hatırlatıyor; faniden bâkiye çevrilen bir nazar kazandırıyor. Her bölüm, nefsi biraz susturup ruhu biraz daha konuşturuyor.
Benim için Lem’alar, okunup rafa kaldırılacak bir eser değil; her gün açılıp kalbin ayarını yeniden yapan bir yol arkadaşı. Çünkü bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise insanı Rabbine yaklaştırır… Lem’alar Rabbine yaklaştıracak türden bir eser.
Lem'alarBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20205,7bin okunma
Sonundaki münacat kısmı ilk kez bu kadar dikkatimi çekti sanırım..Herbir cümlesi alınıp üzerine uzun uzun tefekkür edilesi hergün okunası..Allah mahrum etmesin
Ne yazarsam yazayım hep eksik kalır anlatmak çok zor böyle bir kitabı ..En büyük tavsiyem en azından ömrünüzde bir defa okumalısınız :) Okudukça kendinizdeki gelişimi, değişimi farkedeceksiniz ve artık eski siz olmadığınızı anlayacaksınız.Çok kısa sürede kaliteli bilgileri kalp ve zihninizde yerleşmiş olarak bulacaksınız
Sözler den sonra okunması gereken kitap bence budur. Çünkü çok daha yakın anlatım ve konular bakımından... Üstad bu kitaptada yine en güzel örneklerle en güzel açıklamaları birleştirmiş.
Ömürlük eserler ömür boyu okunur. O yüzden her söz anlayarak ve üzerine düşünülerek okunmalı...
Herkes okunmalı ... Nasıl ki yabancı yazar ve felsefe yazarları okunup acaba ne demek istiyor diye merak ediyorsak İslam alimlerinin kitapları da en azından bu şekilde düşünülüp okunmalı...
Gençlere, öğrencilere, hasta ve yaşlılara, ilim adamlarına, hanımlara daha doğru bir deyişle hepimize gerekli olan hayat ve iman prensiplerinin yer aldığı bu eserde Allah'ın varlığının kesin isbatı, Peygamberimizin (a.s.m.) bizzat yaşayarak gösterdiği saadet yolu, aile hayatının huzur prensipleri, iman kardeşliğini pekiştiren esaslar, günahın psikolojik tahlili ve günahtan kurtuluş yolları gibi konular ele alınmaktadır.
İman ve iman hakikatlerini anlama yolunda büyük emeklerle yazılan ilkin kibrit kutularına yazmak suretiyle zor yollardan geçilen dönemlerden günümüze ulaşan
Ciddi bir çalışma sonucu müthiş bilgiler katan şaheser kitaplardan biri.
Dünya ve ahiret hayatının gerçek mutluluğu esaslı kitaplardan ..
Bediüzzaman Said Nursî
Bediüzzaman Said Nursî (Mart 1878, Bitlis - 23 Mart 1960, Şanlıurfa), İslam alimi, düşünürü.
1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.
I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti. Savaş sırasında birçok öğrencisi ölmüş, kendisi ise gazi olmuştur. Başarılarından dolayı kendisine Harp madalyası verildi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. 1922'ye kadar görevini yerine getirdi.
1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasi meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imanı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikamete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır.
23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti.
Detaylı bilgi: tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nursî