Mustafa Demirel

Mustafa Demirel
@MustafaDem
200 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·255 syf.··
2021 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2021 15:46
ORWELL'ca DAS KAPİTAL Hiç topluca nereye doğru gittiğimizi düşündünüz mü? Hiç olmazsa şöförün uyuduğunu fark eden hareket halindeki bir otobüs yolcusunun otobüsün nereye gittiğini, yolculuğun nasıl sonlanacağını düşündüğü kadar olsun... Hiç olmazsa bu kadarcık... Beş parasız bir İngiliz Paris'te ve Londra'da açlık oyunları oynarken meselenin bu sefalete nasıl evrildiğinin fotoğrafını çekmiyor elbette. Ama mevcut hali harika bir şekilde resmediyor. Bunu yaparken de oldukça objektif. Kalemiyle bir tarafı tutmuyot Orwell usta. Betimlemeleriyle okuyucu kendini konumlandırıyor. Kitabı okurken aklıma geldi. Hızlı bir trenle yarışırcasına sağa sola bile yalpalamadan bu yaşanmış Orwel'ca anlatılan distopyaya mı yuvarlanıyoruz diye. Orwell 80 yıl öncesinin sefil ve çaresiz işçi sınıfının portresini çizerken bizim bir sonraki durağı bilmeden tarif etmiş olmasın sakın? Açlığın, gelir adaletsizliğinin ,vicdanların avurtlarını çökerten duyarsızlığın hükümferma olduğu bir gelecek mi varış yerimiz? Yoksa zaten bunu şu anda yaşıyor muyuz çaresizce? Haberlerde sessizce geçiştirilen sefalet intiharları bunun habercisi mi? Adaletsizliğin ve buna teşne bir topluluğun sonu açlık mı yoksa? Ama cevap çok da grift değil. Bunlar daha iyi günlerimiz bence. Tarihi not edip yazın bir kenara. Orwell'ı farklı kılan başka bir fark da sefaleti gösterip sosyalizme razı etmeye kalkmamış. Çözüm de sunmamış. Sadece sefaletin benliğinde meydana getirdiği farkındalıktan bahsetmiş. Okunası, okudukça okumaya teşvik eden bir kitap "Paris ve Londra'da Beş Parasız".
Paris ve Londra'da Beş ParasızGeorge Orwell · İthaki Yayınları · 20048bin okunma
Yabancı--Albert Camus
Puan vermedi·110 syf.··
2020 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2020 21:32
Hayatın gerçekliği bazı zamanlar oldukça can yakıcıdır. Hikayenin kahramanı donuk denecek kadar hissiz, tekdüze... İdeal insan tipi değil. Örnek alınacak pek bir tarafı yok. Ancak bunca kayıtsız bir insanın bile rutin hayatından kopuşunun şoklarını yaşadığını okuyorsunuz sayfalar ilerledikçe. Ve yazarın birinci tekil kişi ağzıyla konuşmasının etkisiyle romanın kahramanının lehine işlerin düzelmesini istiyorsunuz. Tarafgirliğinizin adalet duygunuz nasıl baskıladığını fark ediyorsunuz. Sesini duymadığınız Arap ın başına ne gelmişse gelmiş, siz yazarın seslendirdiği adamı tutuyorsunuz. Reel hayat da öyle değil mi zaten. Sesi yüksek çıkanın parmağına kıymık batsa ah u eninleri vicdanlarda nasıl da yankılanıyor. Sesi kısılanların mazlumiyetleri ise sinek vızıltısı kadar tesir bırakmıyor. Meursault'un suçu Papillon un mahkumunun suçu gibi aslında. Ömrünü boş yere harcamak... Hem de bomboş.
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020136,9bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2020 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2020 21:14
HER DEVRİN PALTOSU Zavallı Akakiyeviç... Basit teferruatsız hırslardan uzak yaşamında küçücük mutluluklarla yetinir. Kızmaya bile takati yoktur ki kendisiyle alay edip işini yapmasına engel olanlara "Neden beni üzüyorsunuz" der sadece. Parasızlığına rağmen aşınmış paltosu ona gaye i hayal olarak yeni bir palto edinme zorunluluğunu getirir. Gogol un gerçekçiliği kuzeyin soğuk rüzgarları olarak vurur suratımıza. Çünkü Akakiyeviç in palto derdi ağır ağır bize de dert olacak gibi görünüyor. Başarılı edebi eser kendisinden 200 sene sonrasını bile tasvir edebilen eserdir. Başarısızlık ise 200 sene öncesinin sorunları ile bugün karşılaşmaktır. Ne yapalım bu da bizim gerçekliğimiz.
Edebiyat
PaltoNikolay Gogol · Koridor Yayıncılık · 202046,1bin okunma
Beyaz Zambaklar Ülkesi
Puan vermedi·168 syf.··
2020 7. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2020 20:28
Yengeç Sepeti Balıkçılar yengeç avladıklarında yengeçleri koydukları kovayı kapatmazlar açık bırakırlarmış. Zira ne zaman bir Yengeç tırmanıp kurtulmak istese içlerinden biri kendi de çıkabilmek için kurtulmak üzere olan yengecin ayağından çeker çıkmasına mani olurmuş. Bilmiyorum yengeç sepeti tabiri buradan mı geliyor. Suomi kuzeyde geri kalmış, itilmiş sürgün yeri bir İsveç vilayetidir. Bataklık, sisli, umutsuz... Hasta çocuklara hasbel kader doktor gönderildiğinde halkın "bırakın da ölsünler" tavrını takınacakları kadar zavallı. Bugünün Finlandiya sı olan Suominin bataklıktan çıkıp zambaklar ülkesi olma hikayesini Snelman başta olmak üzere aydını, esnafı hatta suçlusunun ağızlarından anlatmış Petrov. Tabi kendi sistemi onu da sürüm sürüm süründürmüş bu arada. Gerçek bir hikayeden esinlenildiğine bakarsak bir ülkenin saplandığı bataktan çıkışı nefretsizlikle önyargısızlıkla el birliğiyle olmuş. Kendilerini hor gören memurlar gönderen İsveç ten nefret etmemişler "iyi, güzel, hoş ama böyle devam edemez" demişler kibarca. Bu arada 100 bin İsveçli ile birlikte yürümeye devam etmişler. İşin namuslu esnafı, idealist öğretmeni, vefalı anne ve babaları olduğu gibi dürüst din adamlarına da önemli işler düşmüş. Başlangıcından itibaren kine düşmanlığa ötekileştirmeye kendi hayat normu dışındaki fikirleri imha etmeye adanmış kadim efkar ı umumimize ne kadar yabancı ve uzak idealler bunlar. Halbuki biz kendi yengeç sepetimizde ne kadar mutlu ve gururluyuz. Yengeç çorbası olmaya doğru hızla giderken hem de...
Edebiyat
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Elma Yayınevi · 2015124,4bin okunma
İskender
Puan vermedi·448 syf.··
2019 31. kitabı
Yazacağınız eserin birincil muhatabı Avrupa lı okur kitlesi ise ; 1.Mümkünse Avrupa ya sürüklenmiş bir kürt ailesi, kızı olsun (başka berbat bir örneğini okumuştum ismi lazım değil) 2.Mümkünse tutunamasınlar hatta hiçbiri tutunamasın ve ailenin darmadağın yapısı içinde her fert ayrı telden çalsın. 3.Mümkünse ailenin geldiği kök kültürde kabul edilemeyecek bir ilişki mevzu bahis olsun, gelenekçi genetik töre kaldırmasın ama ilişki bir yandan da rövanşist haklılık barındırsın. 4.Mümkünse aile reisi tam bir sorumsuzluk abidesi beyinsizin teki olsun ki evin büyük oğluna ailenin namusunu temizleme işi havale edilsin ailenin Ekber takımından biri merhum Aliye Rona dan rol çalıp "namısımızı temizlemek sana düştü ogul" diyebilsin. Ki ilişki tabiatı oldukça farklılık arzeden batılı okurun dikkati fazlasıyla celbedilip cık cık çeke çeke okuyabilsinler. Mesele, nacizane şahsi kanaatim, romanın parmak bastığı sosyal yaralar ve bunların somutluğu gerçekliği değil. Ay bizi evrupalılara hep kötü göstermiş meselesi de değil zira halimiz zaten ortada. Mesele içine düşülen klişe çıkmazı ve bu çıkmazın getirdiği bayağılık. Müşteri sebzenin lacivertini seviyor diye domatesi laciverte boyama gayreti mi? Para edecekse neden olmasın! Sanırım ağır sosyal sancılar kitaba dökülecekse olayın kahramanlarının ağzından olması daha kabullenilebilirdir. Gerçek kanlı canlıyken kurmaca dram istismarıdır. Kanepemde evin pofuduk kedisini severken coğrafyalar arasında sıkışıp kalan mağdurların acılarını anlayıp dillendirmem biraz zor olur.
1000Kitap
İskenderElif Şafak · Doğan Kitap · 202421,3bin okunma