İnsan yalnız olunca neler neler düşünür.. gerçekleşmemiş hayallerini, uçup giden yıllarını, ilk aşk maceralarını… O pek gerilerde kalan yılları, erişilemeyen ve erişilemeyecek olan bir isteği hatırlamak, düşünmek de hoş bir şeydi. Niye böyle olur? Bunu da bilmez insan. Ama zaman zaman bunları düşünmekten, o günleri yeniden yaşıyor gibi olmaktan hoşlanır.
Oğlumla övünüyor, çok büyük bir gurur duyuyordum. Ama bunu kimse bilmiyordu. İşte o anda anladım ki, bir ananın mutluluğu, milletin mutluluğundan doğuyor, aynı kökten olan ağacın dalları gibi bir kökten geliyor. Kaderi de onun olan ağacın dalları gibi bir kökten geliyor. Çektiğim bütün acılara, hayatın bana indirdiği korkunç darbelere rağmen bugün de bu düşüncedeyim. Ne olursa olsun, milletim yaşıyor, ben de yaşıyorum.
Varlıkların sessizliğine aldanmamalı! Acı çekenler yalnız “acı çekiyorum!” diye bağırabilenler değildir. Bilinmez niçin, acıyı hayata katan kudret, insandan başka hiçbir varlığa, acının sırrını açmak imkanını vermemiştir.
Yalnızlığa gömülerek geçirdiği yıllar boyunca ilk kez acı duyuyor, savaşı sonuna dek sürdürmemekle ne denli yanlış bir iş yaptığını belirleyen bu olaylar karşısında dehşete kapılıyor, pişmanlık duyuyordu.