Boşuna dememiş ecdadımız: "Sırrını söyleme dostuna, dostunun dostu vardır, o da söyler dostuna." Söz, söyleyene kadar senin esirin; söyledikten sonra sen onun esirisin.
Herkesin öyle bir hikâyesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği... İçine atmak, diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı?