Selam herkese,
Yine bir güzel, bir bizden öykü kitabıyla Seray'cım Şahiner burada. Bizden derken, çok ciddiyim. Hem yüzümüzü güldürmeli, hem ciğerimizi sökmeli. Hem güldürmeli.. Her zamanki ser Seray Şahiner
12 hikayenin hepsinde de, kendi tarzını konuşturmuş.
Günlük olayları, kendine has üslubuyla bu kadar güzel anlatmasına hayran kalıyorum. 12 hikayeden Sarı Işık ve İhtiyati Tedbirler beni en çok içine çeken hikayeler oldu.
Çok Afedersin, Personel Yemeği, Bulyon'u beğendim.
Hepyek benim kütüphanemde durup ara ara içini karıştıracağım, ara ara içimi karıştıracak kitaplar arasında yerini aldı
Bir boşlukta hemen şunun incelemesini yapayım dedim ama tat kaçırıcı ipucu vermeden nasıl olacak; bakacağız göreceğiz.
Seray Şahiner'in Şubat 2025'te çıkardığı bu kitabı çok merak ederek kütüphanemi ekledim.
Yazarın ilk Gelin Başı kitabını okumuştum. Oradaki hikayeleri çok beğenmiştim ve hayran da olmuştum yalan değil:) dedim ki seninle anlaşacağız Seray'cım Şahiner hikaye kitabından sonra bu romanı okumak sıra olarak biraz karışık geldi. Ama çok da önemli değil.
Kitabın içerisinde Samatya'da yaşayan 3 ailenin hikayesini anlatıyor. Daha ilk sayfalardan itibaren yüzünüze tokat gibi çarpan yerler var. Samatya'da çocuk olmayı daha ilk sayfalardan öyle dehşetle gördüm ki, sayfayı kapatıp duvara boş boş baktığımı biliyorum. Ancak kitap ilerledikçe kitap beni Samatya'nın içine dahil etti. Benim günlük hayatımda olağan dışı diye düşündüğüm şeyin, bazı çocukların her günkü kabusu olması bir zaman sonra bende de donmaya sebep oldu. Tepkisizleştim. Kitabın sonuna geldiğimde bu tepkisizliği fark edip tüylerim diken diken oldu. Demek ki dedim oradaki aileler ve yetişkinlerde her gün maruz kaldıkları şeylere alışıyorlar.
Kitap 3 bölümden oluşuyor.
3 bölümde çocuk dilinden anlatıyor olayları.
Kitabı okuyanlar bilecek ki Melek'in eşi ile tanışması hiç konu edilmemiş. Eleştiri olarak bu birçok incelemede var. Ne mutlu ki, bu kitabı Seray Şahiner ile konuşma fırsatım oldu. Orada bu soru sorulduğunda şöyle bir cevap verdi; "romandaki anlatıcı çocuk olduğu için arada bazı olayları atmak durumunda kaldım. Ayrıca burada önemli olan Melek'in hikayesi değil, burada önemli olan 3 çocuğun yaşadığı olaylar" bu cevap beni yeterince tatmin etti.
Bir de Seray Şahiner ile ilgili şunu çok seviyorum, kitaplarını hep "mutlu yaşadılar" ile bitirmek zorunda hissettirmiyor. Bize alternatif bir dünya, bize
Selamlar.
Kitabımız Kuru Kız
Yani aslında günlük hayatta çokça gördüğümüz bildiğimiz bir "dışlanmış".
Hikaye güzeldi, kesinlikle dünyanın diğer ucuna gitmesi vs uzatılarak roman olsaydı veya sonuç kısmı daha uzun tutulsaydı, çok daha güzel olurdu diye düşünüyorum. Yazarla tanıştığım ilk kitap olmasına rağmen (kafamda artı 1 puanla başlamama rağmen) kitapta sevmediğim şeyler de var.
1.Dili bana bir nebze yavan geldi. Evet konu basit olabilir ama daha farklı bir dil daha da güzel yapardı hikayeyi.
2. Bazı yerlerde sırf tekrar olsun diye tekrar yapıldığını, kelimelerin kopyala yapıştır olduğunu hissettim.
3. Sonuç kısmı çok çabuk geldi. Ve ben sanki bu hikayenin finalinde böyle tüm 'kuru kız'lara örnek olacak veya daha yapılabilir bir şeyle biter diye ümit ettim. Ama öyle olmadı.
4. Bazı incelemelerde cesur vs diye cesaretinin övülmüş olduğunu gördüm ama beni tatmin etmedi. Gerçek cesaret sanki yeni bir hayata güvenli şekilde başlamasıydı bence.
Ya da şöyle diyeyim, bu Kuru Kız'a elle tutulur bir başarı yakıştırırdım, belki bir meslek sahibi olması vs gibi. (Evet fazla gerçekçi olabilirim:) )
Tüm bunlarla beraber tekrar okuyacağım bir kitap değil, kitaplığıma eklemedim.
Ayfer Tunç'un diğer kitaplarıyla tanımaya/tanışmaya devam :) puanım 6/10
Teması, içeriği, benzetmeleri, karakter gelişimleri ile mükemmel bir kitap diyebilirim. En az 3 kere okumuşumdur. Yazıldığı zamanı anlatsa bile, hala güncel. Oğlumun okuması için kütüphaneye koyduklarımdan. Bu Yüzden +1 puanı da hak ediyor.
"Hayvanlar eşittir ancak bazı hayvanlar DAHA EŞİTTİR" ise unutulmayan bir slogan.
George OrwellHayvan Çiftliği
Bir Sakarya'lı olarak O'nu bu kadar geç tanımış olmaktan duyduğum utançla yazıyorum bu satırları. Yazarlıkla ilgili katıldığım bir derste hoca, Sait Faik okuyun,dedi.
Okudum, gittim diğer hafta.
"Sait Faik okuyunca insan "bunu ben de yazarım diyor değil mi?" Dedi." Dedim :"aynen öyle!"
Eğer bunu dediyseniz hiçbir şeyden çakmıyorsunuz dedi. Zirilyon yazar var, hepsi betimler, hepsi hikaye yazar ama kimse Sait Faik olamaz, zekasına güvenen Meserret Oteli'ni okusun ve tek seferde anlasın, bakalım ne kadar anlayacak." dedi. Ben de okudum, anladım. Sonra bir de hakkında yazılmış makale/yorum/eleştirilere bakayım dedim. Aman Allahım hiçbir şey anlamamışım. Saftirik gibi anladım sanmışım. Öyküye Sait Faik'le başlamanın ayrıcalığıyla bir de hikayeler üzerine yazılmış makaleleri/yorumları da okuyorum, izliyorum. Sait Faik Tüm Eserleri'yle kronolojik olarak okuduğum bir yazar. Hikayelerdeki derinlik, betimlemelerin mükemmelliği ve kendine has benzetmelerle benim ruhumu Sait Faik ele geçirdi diyebilirim.
2025'te ne okursam okuyayım, belki geceleri yatmadan belki işte dinlenirken hep elime alıp alıp okuyacağım yazarların arasında.
Sait Faik'i tanımadan geçirdiğim yılları boşa sayıyorum. Sait Faik'i hala tanımamış olsaydım eğer, kendimi yaşamış saymazdım. Benimle 2025'te kronolojik okumak isteyen de varsa beklerim.
(8/10) (Haddim olmadan)
Stelyanos Hrisopulos Gemisi
Meserret Oteli
Babamın İkinci Evi
Şehri Unutan Adam
Bu kitabın içindekiler bölümüne bakınca bile, her santimini milim milim hatırlayacağım hikayeler.
Sait Faik AbasıyanıkSemaver