Bahar Batak

Bahar Batak
@Mutlulukdenizi
Sakın umudunu kesme! Başarabileceğine inan.
10/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2024 13:51
"Dünya çoktandır başka yola sapmış, yalanı gerçek diye kabul etmiş, herkesten aynı yalana katılması isteniyor..." Adalet, suçsuz yere bir insanı cezalandırmak mıydı? Kendi uydurdukları bir masala, körü körüne inanmak, haksız yere bir insanı mahkum etmek ne adalete ne de insanlığa sığardı. Ah! Mitenka...(Dimitri Fyodoroviç Karamazov) sana o kadar üzüldüm ki kelimeler yetmez anlatmaya. Çocukluğunu, gençliğini dahi yaşayamamış; hırçın, öfkeli, asi ruhlu kahramanım. Herkes hatta baban (Fyodor Pavloviç Karamazov) bile senden öylesine nefret ederken, yine de içindeki merhametini hiç söndürmedin. İçinde her zaman sevgiye ve güzel bir vicdana sahiptin fakat bunu dışarıya göstermekten çekindin. Çevrendekiler daima seni, kötü kalpli, aşağılık, kavgacı biri gibi düşündüler. Haksız da sayılmazlardı. Sen, kötü olmak için elinden geleni yaptın onların gözünde. Kavga çıkardın, adam dövdün fakat hiçbir zaman katil değildin. Olamazdın da zaten. Avukat, Fetükoviç'in de dediği gibi: "Oysa biz böyle romanlar yüzünden bir insanın hayatına kıymaya hazırız." Seninde de hayatına böyle kıydılar Mitenka. Seni yapmadığın bir şey yüzünden sürgün ettiler. Belki de söylediklerin, davranışların onların gözünde seni katil yapmaya yetti. Halbuki seni birini öldürdüğüne bizzat şahit olmadılar. Yalnızca kafalarında kurdukları bir hikayeyle senin biletini kestiler. Dostoyevski'nin Dünya Edebiyatına adını yazdıran kült eseri; Karamazov Kardeşlerdir. Bu eser, Suç ve Ceza'yı bile geride bırakır benden söylemesi. Karakter tahlillerini öyle bir derinlemesine incelemiş ki okurken her karaktere hak veriyorsunuz. Romandaki hiçbir karakter haksız sayılmaz, her karakterin kendine göre haklılık sebebi var. Ayrıca romanda siyasetten, dine, felsefeye, tarihe, psikolojiye ve sosyolojiye kadar ne ararsan var. Dönemin
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,4bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
9/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
Yirminci yüzyılın ilk başlarında hem siyasi hem de kültür hayatında Türkçülüğün akla gelen en önemli simalarından olan Yusuf Akçura, 1904'te Mısır'da yayımlanan ve Türkçülüğün manifestosu olara kabul edilen Üç Tarzı Siyaset adlı makalesinde Osmanlı İmparatorluğu'nun tekrar eski gücüne kavuşabilmesi için devletin resmi olarak benimseyebileceği üç fikir akımını (Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük) öne sürmüştür. Akçura, bu üç fikir akımından hangisinin devletin bekası için daha faydalı ve uygulanabilir olduğunu mukayese etmiştir. Osmanlıcılık düşüncesi, bütün osmanlı imparatorluk topraklarında yaşayan herkesin din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızın osmanlı çatısı altında toplanması. İslamcılık ise bütün Müslümanları osmanlı hilafeti idaresinde siyaseten birleştirmek. Son olarak Türkçülük akımı ise yeryüzünde yaşayan bütün Türkleri tek çatı altında toplamak. Buradaki amaç Türk siyasi milliyeti oluşturmaktır.
Tarih
Üç Tarzı SiyasetYusuf Akçura · Ötüken Neşriyat · 20182,919 okunma
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2022 33. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2022 22:10
Oscar Wide'ın yayınlanan tek romanı ve roman, konusu itibarıyla bir süre Avrupa'da yasaklanmıştır. Özellikle dönemin katı ahlak anlayışının sonucu olarak kitap büyük tartışmalara neden olmuş ve sert eleştirilere maruz kalmıştır. Bunun sonucunda da Oscar Wilde üç yıl hapse mahkum edilmiş ve serbest kaldıktan sonra da Paris'te yoksulluk içinde ölmüştür. Okuduğum hiçbir kitabın önsözünü beğenmeyen ben. Bu kitabın önsözünü tekrar tekrar okudum. Önsözünde belirtildiği gibi " kötülük ve erdemin sanatsal bir malzeme olarak kullanıldığı edebi eserlerin şahikasıdır. " Bir gün bir dilek diliyorsunuz ve tüm hayatınız o dilek yüzünden mahvoluyor. Dilediğinize bin pişman oluyorsunuz. İşte Dorian'ın hikayesi de bir dilekle başlıyor. Kitap üç karakter üzerinden anlatılıyor. Bunların ilki Dorian, Basil Hallward ve Lord Harry. Dorian Gray; genç, güzel ve ihtişamlığıyla dilden dile konuşuluyor. Kadınlar, erkekler; onu gören herkes ona hayran. Ama şu da bir gerçek ki onu tanıyanların sonu çoğunlukla ölümle sonuçlanıyor. Sibyl Vane, Basil Hallward, Alan Campbell, James Vane... Bu kişilerin ölümleri gerçekten Dorian'ın suçu muydu? orasını okuyunca anlarsınız. Dorian, sadece güzelliği ve genç kalmayı önemseyen bir kişiliğe sahip yirmili yaşlarda gençtir. Onun için yaşlanmak, buruş buruş bir yüze sahip olmak ölümden beter bir şeydi. Portresinin yapıldığı bir gün " Ne hazin ben yaşlanıp çirkin ve iğrenç bir şey olacağım. oysa bu portre hep genç kalacak. Keşke tam tersi olabilseydi. Keşke şu portre yaşlansaydı da ben hep genç kalabilseydim." Ve oldu. Dorian'ın bu imkansız dileği gerçek oldu. Böylece kendinden ve değerlerinden giderek uzaklaşıp yozlaşmıştır. Basil Hallward; Dorian Gray'ın portresini yapan ve aynı zamanda kendi sonunu hazırlayan bir ressamdır. Dorian'ı ilk gördüğünden beri
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İş Bankası Yayınları · 202199,3bin okunma
10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2022 19:32
Ayşe Kulin'in diğer kitaplarını da okudum. Kalemine ne kadar hayran olduğumu anlatmama gerek yok. Okuduğum kitaplarında en çok beğendiğim hiç şüphesiz bu kitabıdır. Bu eseri beğenmemenin nedeni de Türkan Saylan'ın hayatını anlatıyor olmasıdır. Türkan Saylan, Türkiye'nin başına gelmiş geçmiş en güzel insandır. Her mücadeleden alnının akıyla çıkan, her zorluğa göğüs geren o güzel insan. Herkes cüzzamlılara sırt çevirmişken onları toplumdan ayrıştırmış ötekileştirmiş, doktorlar bile onları uzaktan muayene etmişlerken, o onların ellerini sımsıkı tutmuş ve tutmaya da devam etmiştir. Onların sadece yaralarını sarmadı. aynı zamanda iyileştirdikten sonra iş imkanı sağladı. Toplumdan tecrit edilen o insanları yeniden topluma kattı. O hastaların ilk önce ruhlarını iyileştirdi. dertlerini dinledi. Cüzzamlılar için Lepra Hastanesini kurdu. Tabii sadece hastalara değil, okula gidemeyen başta kız çocukları olmak üzere binlerce çocuğu okuttu. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğini kurdu. Herkesin yardımına koşarken kendisi de nice hastalıklar, ameliyatlar geçirdi. Verem, Tüberküloz ve kanser hastalıklarıyla mücadele etti. Ama hiçbir zaman pes etmedi. Her zaman tek başınaydı ama yalnız değildi. "Ben bir bahçe suluyordum gönlümden Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden Ne güller fışkırır çilelerimden Kandır, hayattır, emektir benim güllerim Korkmadım, korkmuyorum ölümden Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin..."
Edebiyat & Roman
TürkanAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20186bin okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2022 11:06
Bir taraftan coğrafi keşiflerle yeni kıtaların, yeni okyanusların keşfi diğer tarafından Kilisenin güç kaybetmesiyle Martin Luther öncülüğünde yeni bir mezhep olan Protestanlığın yayılması. Rönesans'ın önce İtalya'da sonra diğer Avrupa başkentlerinde yayılması üzerine edebiyat, resim, mimari, heykeltıraş gibi alanlar giderek önem kazanmıştır. İşte böyle bir ortamda modern Avrupa'nın ve Doğu'nun dört büyük hükümdarı; Fransız Rönesansı'na katkısı ve Protestanlara karşı sert politikalarıyla I. François, yaptığı sansasyonel evlilikler ve Anglikan Kilisesi'nin kurulmasını sağlayan İngiltere kralı VIII. Henry, 1519-1556 yılları arasında Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'na hükmeden ve tahtı kendi isteğiyle bırakan V. Karl ve son olarak doğuda ve batıda yaptığı seferlerle Osmanlı Devleti'ni dönemin en güçlü imparatorluğu haline getiren, Avrupa'nın deyimiyle "Muhteşem" diye adlandırdığı kanun koyucu, adaletiyle nam salmış Kanuni Sultan Süleyman... Kitapta adı geçen bu dört büyük hükümdarın sadece siyasi hayatlarından, savaşlardan ve anlaşmaları konu aldığı gibi aynı zamanda özel hayatlarından eşlerinden, kardeşlerinden ve çocuklarından da bahsetmektedir. Bana göre VIII. Henry, I. François ve V. Karl'ı detaylı bir şekilde anlatmasına rağmen Kanuni Sultan Süleyman hakkında ayrıntıya pek fazla girilmemiştir. Henry, François ve Karl zaman zaman da olsa bir araya gelmiş ve birbirleriyle sohbet etmişlerdir. fakat Bu üç hükümdar, Sultan Süleyman ile hiçbir zaman bir araya gelmemiş ve onlar için Kanuni Sultan Süleyman her zaman gölgede kalmıştır. Yazarımıza göre Kanuni Süleyman'ın ölümü Osmanlı İmparatorluğu'nun gerilemesinin de bir başlangıcı olmuştur. Yine ona göre, Kanuni'den sonra Osmanlı tahtına babasının niteliklerine sahip ve Osmanlı Devleti'ni başka zaferlere taşıyacak olan
Tarih
Dört HükümdarJohn Julius Norwich · Hep Kitap Yayınları · 202142 okunma