ANSIZIN VURULAN KUŞ, KUŞUN KONMADIĞI GÜL, GÜLLERİN YETİŞMEDİĞİ BAHÇE, BAHÇEYİ SUSUZ BIRAKAN YAĞMUR VE SEN
Tüm denk gelişlere küskün gecelerden uyandım sabaha
Şehrin görkemli vitrinlerden
Kendime bir sual beğendim
Bu nasıl bir mevsimdir böyle?
Hüznün en yoğun yağmurunda yakalandım sensizliğe
Henüz adını hatırlayamadığım
Unutulmuş, hafızalardan silinmiş
Kurumuş, yok olmaya yüz tutmuş
Tüm gülleri sana armağan ediyorum
Bir gece yarısı, saadet dolu şarkılarda anımsıyorum sesini
Ve yine aynı şarkılarda kayboluyor sessizliğin
Hırçınlığını gizleyerek yürüdüğün sokaklarda
Buluyorum kelimelerini, kelimelerimizi
Hani sevdayı omuzlarımıza alıp büyüttüğümüz
O kır papatyalarıyla dolu tepelerden
Çağlayarak aktığımız nehirlere
Hangi adı versek yakışmıyor
Senin dışında...
Bilirsin
Anılardan yüz çevirmeye kalkıştığında
Solmayı başlar fotoğraflar
Işığı sönmüş tozlu bir defterin arasında
Kayboluyorken çehrenin her satırı
Unutmuşum, sana dair
Yan yana, yana yana
Hiçbir anımın olmadığını…
Sonuçta bir hayattır, naftalinler kullanır
Parası çıkmazsa gider sakal bıyık bırakır
Sevgilisi yoktur ve artık sevgiside yoktur
Radyoda söylenmeyen bir ölüm sessizce kepenklerini kapatır...
Ahmet Erhan