..acının ne olduğunu bilmeyen biriyle acı üzerine nasıl konuşulur ki, şimdiye kadar ne bir sevdiğini yitirmiş, ne aşık olmuş, ne bir çocuğu tramvay altında kalmış, ne bir arkadaşı intihar etmiş ve on iki yıldır aynı adamla evli. Benden büyük olmasına, fazla olarak yaşadığı yıllara rağmen hiçbir şeyden haberi yoktu, acıdan ne anlayacaktı ki.
“Küheylan Dayı,” dedim, “ben devrimcilere katılmadım, çünkü insan konusunda yanılıyorlar. İnsanın iyiliğe yatkın olduğuna, kötülükten kurtarılabileceğine inanıyorlar. Bencilliği ve insafsızlığı, olumsuz koşulların sonucu sanıyorlar. İnsanın ruhundaki cehennemi görmüyor, onun dünyayı cehenneme çevirme hevesini fark etmiyorlar. Devrimciler, gerçeği yanlış yerde arayarak, kendilerini heba ediyorlar. İnsan iyileşemez. İnsan kurtarılamaz. İnsandan kaçılabilir ancak.”
Trafiği özlemiyorum. Metrobüste omuz atan insanları özlemiyorum. Eminönü’nü, Mecidiyeköy’ü hiç özlemiyorum. Her taraftaki gri binaları hiç özlemiyorum! Dudullu’daki, Alibeyköy’deki otobüs terminallerine gidersin, her taraf gridir, hiç özlemiyorum. Buradaki gibi; 200 euro’luk yemeği yanlışlıkla devletine ödetti diye istifa eden onurlu bürokratlar görmek istiyorum.
Hiçbir yer cennet değil ama burada herkes için özgürlük var. Yobazı da burada, cinsel kimliğiyle Türkiye’de mutlu olamayanı da.. Burada her şeyi en ucuyla yapabilirsin. Bu noktada özgürlük sana kalmış biraz. Kendini nasıl ifade ediyorsun?Dilediğini yaşayabilirsen, gelirsin. Ama buradaki özgürlüğü kazanmak için deli gibi çalışman gerekiyor.