“Sizin olmayan bir kadına neden ilgisiz kalamıyorsunuz? Çünkü doktor haklı. Hepinizin içinde bir yıkım şeytanı var; ne ormanlara, ne kuşlara, ne kadınlara ne de birbirinize acıyorsunuz.”
“Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar; bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar; öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında”
“... Tek tek yoksullara belki acınır ama bir millet fakir olunca bütün dünya hemen o milletin aptal, kafasız olduğunu, tembel, pis ve beceriksiz bir millet olduğunu düşünür ilk. Onlara acınacağına, gülünür. Kültürleri, töreleri, âdetleri gülünç bulunur. Daha sonra bazan bu düşüncelerinden utanırlar da gülmeyi bırakıp o milletten göçmen işçiler yerleri siliyor, en berbat işlerde çalışıyorsa isyan etmesinler diye onların kültürlerini ilginç buluyormuş, hatta eşitmişler gibi bile davranırlar.”
“İki türlü erkek vardır,” dedi Ka eğitici bir havayla. “ Birincisi, aşık olmadan önce kızın nasıl sandviç yediğini, saçlarını nasıl taradığını, hangi saçmalıkları dert edindiğini, babasına neden kızdığını, onun hakkında anlatılan diğer hikaye ve efsaneleri bilmelidir. İkincisi ise, ki ben onlardanım, kız hakkında pek az şey bilmelidir ki aşık olsun.”
“...irademizi duzenleyen kanunlarin kesfedilmesiyle butun arzularin,dusuncelerin hesabini yapmak imkani olursa, saka bir yana, bunlar gercekten cetveller uzerinde toplanabilirse, o zaman pek tabii ki istediklerimizi bu cetvele gore ayarlayacagiz...
F.M. Dostoyevsky...”