Albert Camus'un okuduğun ilk romanı. Felsefik roman olarak biliniyor kitap. Hikaye, kitabın ana karakteri Meursault' un annesinin ölümü, sevgilisiyle ilişkisi, arkadaşlıkları ve işlediği cinayet de dahil olmak üzere her konuda kayıtsız ve duygusuz davranması üzerine işlenmiş. Hemen her duygudan ve olaydan sonra Meursault'un kayıtsızlığı ve soğukkanlılığı bir felsefik mesajla açıklanmış kitabın alt metninde. Felsefeyle uzaktan yakından bir ilgim olmamasıyla beraber bu sıradışı karakteri oldukça kanıksadım. Bence kitap Psikolojiyle daha çok ilgili. Ben psikolog değilim ama eminim bir psikolog Meursault'un tutumlarını bağlanma kuramlarıyla açıklarsa o zaman kitapla ilgili daha iyi fikirler edinebiliriz. Meursault babasını hiç görmemiş ve annesiyle derin bağlar kuramamış bir karakter. Sanırım Meursault'u anlaşılmaz yapanda bu. Yazar biraz daha çocukluğuna değinebilseydi yada Meursault'un hayatında ne olduda bu felsefik olgunluğa erişti (ki bana göre kayıtsızlığa :D) bilemiyoruz. Hikayenin eksik noktası bu bence. Sadece kitabın sonlarına doğru bir öfke patlaması görüyoruz ki o da bana göre yersiz tepki. Onun dışında Albert Camus' un kalemini beğendim. Bir felsefik romana göre oldukça akıcı ve can sıkmayan bir kitap. Genel olarak okunabilir bence. Şimdiden iyi okumalar :)