Soeur sourire ölü ya da diri, gerçek ya da değil, bütün farklılıklara rağmen kendime yakın hissettiğim ama hiç karşılaşmadığım kadınlardan. Bu kadınlar içimde görünmez bir zincir oluşturuyor;sanatçılar, yazarlar, roman kahramanları ve çocukluğumdaki kadınların hepsi aynı gemide.kendi tarihimin onlarda saklı olduğunu hissediyorum
O gün çok önemli bir şey öğrenmiştim:sadece yaşadığımız talihsizlikler tahammül edilebilir olduğu sürece kendimiz için üzülebiliriz. Tahammül sınırını aşınca katlanılmaz olana katlanabilmek için halimize güleriz.
Belki de gerçekten evlenip çocuk doğurduktan sonra insanın beyni yıkanmış gibi oluyor ve ondan sonra totaliter bir devletin kölesi gibi duyuları körelerek yaşayıp gidiyordu.
"...bunun üzerine Mustafa Kemal elindeki karta bir şeyler yazıp İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'ya uzattı. O da kartı okuyup Nisa'ya " cumhurbaşkanımız yeni Türk alfabesiyle ilk olarak sizin adınızı yazmışlar " diyerek ona verdi"
Eğer, bize zafer nasip olsa bile kurtaracağımız şey, yalnız bu ıssız toprakla, bu yalçın tepelerdir. Millet nerede? O henüz ortada yoktur ve onu bu Bekir Çavuşlar, bu Salih Ağalar, bu Zeynep Kadınlar, bu İsmailler, bu Süleymanlarla yeni baştan yapmak gerekecektir.