Çoğu zaman farkına varamadığımız nice yol ayrımlarımız olur. Bazen seçtim sanırsın halbuki seçtirmişler bilemezsin.
Ben Kimim? Diyorsun ya
Varolmaktır seçmek çoğu zaman...
Necip Fazıl'ın okuduğum ilk kitabı 《çöle inen nur》du. Çok güzel bir uslupla peygamber efendimizin hayatını konu alan kitabı. Kitabı okuduktan sonra zaten ismine hayran kalmıştım. Çöle inen nur.... gerçekten de öyleydi. Sonra 《çile》 yi okudum. Hayranlığım kat be kat artmıştı. Bir insan nasıl böyle şiirler yazar her biri hakikate göz kırpan bir ışık gibiydi. Siirleri okudukca yavaşlıyordum. Derin düşüncelere dalıyordum. Bunları yazmak ciddi bir birikimle harmanlanmis bir ilham sonucu olsa gerekdi diyordum kendi kendime. Çile adeta fırtınadan sonra durulmuş bir havaydı. Ne de olsa dolmadan taşamıyor insan. Iste 《o ve ben》bu fırtınanın, Necip Fazıl'ın bu şiirleri yazmasına sebep olan kendi hakikatinin arayış serüvenini kitabıydı. Nasıl dibe vurduğunu, hayatının bir insanla nasıl değiştiğini bizlere anlattığı kitabı . Iyi ki dedim kendi kendime böyle bir kitap yazmış. Onu ondan kim daha iyi anlatabilirdiki. Bize onu çok daha iyi tanıma fırsatı verdi. Böylelike bizim de hayatımızı gözden geçirip suan ne yaptığımızı ve ne yapmamız gerektiğini oturup düşünmemiz de yardımcı olacak. Kendi serüveniyle bizim hayatımıza dokunacak.
Kitapta en beğendiğim noktalardan biri körü körüne şeyhine tapan bir murid profilinden arı olmasıydı. Zaten Abdulhakim Arvasi hazretlerinin de böyle bir insan olmadığını yer yer belirtmişti. Ki günümüzde bundan yoksun devam eden bir sistem var. Kula kulluk olmak yani ne yazık ki.
Takdir edilmeye şayan bir insan. Cesaretiyle, basîretiyle, İlmiyle.
Bu kitabı bitirdikten sonra anladım. 《 çöle inen nur》u《çile》yi.
Ve tabi Necip Fazıl'ı anladım. Kendimce...
O ve BenNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202110bin okunma
Çocuk deyip geçmeyeceksin. Bir çocuk sevinçlerini, mutluluklarını, acılarını, üzüntülerini, yaralarını, hayalleri yani yaşadığı her türlü duyguyu bir yetişkine göre daha yoğun bir şekilde yaşıyorsa onu görmezlikten gelmek niye, duymamazliktan gelmek niye anlam veremiyorum. Adı çocuk ya ne düşündüğünun ne hissettiğinin bir önemi yok.
Çocuk olmanın bedeli, hayaller kurmanın bedeli, ve ençok da gerçekten sevmenin bedeli çok ama cok ağırdı bu kitapta. Kendinden geçercesine sevmek. Iste bu yüzden kan bağı değil de sevgi bağı.
Birde ruhu güzel bir çocuk ki insaları yüreğinde öldürüyor. Bu ne inceliktir bu yaştaki bir çocuk için. Gerçekten hayranlıkla okudum.
Ama her şeye rağmen büyüdün çocuk, bir dakikada büyüdün. Yediğin dayaklarin acılariyla değil, yüregindeki yangının ateşiyle yana yana büyüdün...
Sevmek neydi? Ben onu okudum onu hissettim onu yaşadım kendimce. Bedel odemek kolay olmuyormuş..
Ne diyim ki yüreğimle okuduğum bir kitap.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022274,8bin okunma
Yeniden uyanış ve öze dönüş. Bütün mesele burada gizli. Gizli diyorum ama artık gün yüzüne çıkma vakti geldi de geçiyor.
Bu gün dünya üzerinde müslüman devletlerin pasifliği, birbirlerine sahip çıkmayışları, görmezden gelmeleri bizi silikleştirdi. Biz silindikçe Batı kendi adının altını daha koyu kalemle çizdi. Onlar bizden hep bir adım önde. Bizi bizden iyi okuyorlar. Müslüman bilginlerden önce kaynak kitaplarimizi okumuşlar incelemişler. Artık sıra hamle yapmaya gelmisti. Ve sonuç bu gün kü Orta Doğunun ahvali.( sadece orta doğuyla sınırlı değil tabi)
Kültürel yozlaşma, müslümanları islamın ruhundan koparıyor. Kaderimiz, köksüz bir ağacın toprağa tutunamayıp düşmesi gibi olmasın, tam tersi o ruhu yeniden canlandırıp, çağına göre yeniden okuyarak daha sağlam bir şekilde toprağa tutturmak olsun. Müslüman genç kuşaklar ise bu ağacın can suyudur. Onlar âtıl kalırsa İslam Dünyası da âtıl kalacaktır.
İslam ruhunun yeniden dünya üzerinde zühur etmesi, İslam'ın şûurunda olan müslüman halkların ahlaki, kültürel ve siyasi olarak yeniden yapılanmaya gitmesiyle olabileceğini söyler Bilge Kral.
Aliya İzzetbegoviç islamın yeniden doğuşunun bildirgesini bütün dünya müslümanlarına bu şekilde sunuyor.
Son olarak bu incelemeyi Üstad Necip Fazıl'ın şiiriyle bitirmek istiyorum.
İSLAM
Her fikir, her inanış, tek mevsimlik vesselam;
Zaman ve mekan üstü biricik rejim, İSLAM...
Önemli ve değerli kitaplar vardır. İşte insanlarin bu tür kitaplarla erken yaşta tanışması lazım gelir. Hay bin yakzanda bu tür kitaplardandir benim icin. Tabiki bütün kitaplar kıymetlidir nezdimde fakat ehemmiyet dereceleri vardır.
Insan, âlem ve Allah ilişkisini gösterir. Önce kendi varlığını sorgulayan sonra tabiat le ilişkisini müşahede eden ve en sonunda mutlak varlığa ulaşan bir insanın hikayesi. Kitab bi yönüyle de insanın yaşam serüvenini anlatıyor. Bu kitap hem ibn Sinan'ın hemde ibn tufeylin hay bin yakzanini içinde barındırıyor. Böylece iki hikayeyi karşılaştırma imkanı da sağlıyor bize.
Kitapta hakikat yolcuları karşılaştıklarında ve birbirlerine bildiklerini anlattıkların da aslında aynı mutlak hakikate vardiklarini anlarlar. Buda bize yollar farklı olsada hepsinin aynı yere çıktığını göstermektedir. Aslında kitaba dair yazılacak çok şey var.