Duygular bizi içimize döndürür, nous'tan, gerçeklerden uzaklaştırır. Öfkemize ya da özgüvensizliklerimize takılıp kalırız. Dünyaya bakıp sorun çözmeye çalışırken her şeyi bu duyguların merceğinden
görürüz ve bu görüşümüzü bulanıklaştırır. Pericles, anında tepki vermemeye, güçlü bir duygunun etkisindeyken bir karar almamaya kendini alıştırdı. Bunun yerine duygularını analiz etti.
Kötü bir alışkanlığı yenme görevi içimizdeki güçlü bir meşeyi kökünden sökmek gibidir. İyi bir alışkanlığı inşa etme görevi ise narin bir çiçeği günbegün büyütmekten farksızdır
Ama günümüzde saf aşk ya da saf şehvet mümkün değildi. Hiçbir duygu saf değildi, çünkü her şeye korku ve nefret karışmış durumdaydı. Kucaklaşmaları bir savaştı, orgazmları ise zaferdi.