Nasrettin

Muâz b. Cebel'in (radıyallahu anh) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resül-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Sizler, aranızda cehalet sarhoşluğu ve dünya sevgisinin sarhoşluğu baş göstermediği müddetçe, Rabb'iniz tarafından gösterilmiş apaçık bir yol üzere bulunursunuz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırır ve ALLAH yolunda cihad edersiniz. Fakat aranızda dünya sevgisi baş gösterince, iyiliği emretmez, kötülükten sakındırmaz ve ALLAH yolunda da cihad etmezsiniz. İşte o günlerde Kur'an ve Sünnet'imle konuşup onlarla amel edenler, muhacir ve ensar gibi hayır ve hasenatta önde gidenlerden olacaktır.”
Sayfa 194 - Semerkand yayınları, 3. Cilt·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Nasrettin

, bir kitabı okumaya başladı
Cahit Zarifoğlu
8.9/10 · 10,5bin okunma
Okul sistemine dair ikinci büyük illüzyon da öğrenmenin bir öğretim sonucu gerçekleştiği yanılgısıdır. Öğretim elbette bazı spesifik alanlardaki öğrenimlere belli şartlar altında katkı sağlar. Ancak insanların çoğu sahip olduğu bilgilerin önemli yüzdesini okul dışında geçirdiği zamanlarda edinir, ancak birkaç zengin ülkede giderek artan süresiyle insanlar için âdeta bir hapishaneye dönüşmüştür. Öğrenmenin çoğu kendiliğinden, tesadüfen gerçekleşir -ki kasıtlı öğrenmenin çoğu programlanmış yönergeler sonucu gerçekleşmez. Normal çocuklar ana dillerini kendiliğinden öğrenirler, tabii ebeveynleri özen gösterirse daha hızlı öğrenirler. İkinci bir dili iyi öğrenen insanlar ise bunu genellikle yaşam koşullarına bağlı olarak öğrenir, programlanmış eğitimle değil. Büyükanne/büyükbabalarıyla yaşamaya giderler, seyahate çıkarlar veya bir yabancıya âşık olurlar. Okumadaki akıcılık da sıklıkla okul dışı aktivitelerin sonucunda gelişir. Fazla okuyan ve bunu severek yapan insanların çoğu, bu alışkanlığı okulda edinmediklerini belirtir, iyi sorgulandığında bu illüzyonu kolayca bir kenara bırakırlar.
Sayfa 19 - Şule yayınları·Kitabı okudu
Okul, eğitim için kullanılabilecek para, insan gücü ve iyi niyet gibi kaynaklara el koyar, ayrıca diğer kurumları eğitim görevini üstlenmekten alıkoyar. Çalışma hayatı, boş zaman, şehir hayatı hatta aile hayatı bile kendi başlarına birer eğitim aracı olmak yerine sırtını öngörülmüş bir alışkanlıkla okula dayar. Eş zamanlı olarak hem okullara hem de onlara bağımlı diğer kurumlara piyasa değerine göre fiyat biçilir.
Sayfa 15 - Şule yayınları·Kitabı okudu
Açıkça görülüyor olmalı ki eşit şartlardaki okullara gitseler bile fakir bir çocuğun zengin bir çocuğa yetişmesi mümkün değildir. Aynı yaşta denk okullara gitmeye başlasalar dahi fakir çocuklar, orta sınıf çocukların erişebileceği birçok eğitim faaliyetinden mahrum kalır. Bu avantajlar, evdeki sohbetlerden ve kitaplardan tatil seyahatlerine, kendine bakış şeklinden okul içi ve okul dışı katılabileceği etkinliklere kadar uzanır. Bu yüzden fakir çocuklar, ilerleme veya öğrenme için okula bağlı oldukları sürece genellikle geride kalırlar. Yoksulların, orantısız olduğu iddia edilen eksikliklerini gidermek için sertifika almaya değil, öğrenimleri için fon yardımı (ek ödeme) almaya ihtiyaçları vardır.
Sayfa 13 - Tin yayınları·Kitabı okudu