Okul sistemine dair ikinci büyük illüzyon da öğrenmenin bir öğretim sonucu gerçekleştiği yanılgısıdır. Öğretim elbette bazı spesifik alanlardaki öğrenimlere belli şartlar altında katkı sağlar. Ancak insanların çoğu sahip olduğu bilgilerin önemli yüzdesini okul dışında geçirdiği zamanlarda edinir, ancak birkaç zengin ülkede giderek artan süresiyle insanlar için âdeta bir hapishaneye dönüşmüştür.
Öğrenmenin çoğu kendiliğinden, tesadüfen gerçekleşir -ki kasıtlı öğrenmenin çoğu programlanmış yönergeler sonucu gerçekleşmez. Normal çocuklar ana dillerini kendiliğinden öğrenirler, tabii ebeveynleri özen gösterirse daha hızlı öğrenirler. İkinci bir dili iyi öğrenen insanlar ise bunu genellikle yaşam koşullarına bağlı olarak öğrenir, programlanmış eğitimle değil. Büyükanne/büyükbabalarıyla yaşamaya giderler, seyahate çıkarlar veya bir yabancıya âşık olurlar. Okumadaki akıcılık da sıklıkla okul dışı aktivitelerin sonucunda gelişir. Fazla okuyan ve bunu severek yapan insanların çoğu, bu alışkanlığı okulda edinmediklerini belirtir, iyi sorgulandığında bu illüzyonu kolayca bir kenara bırakırlar.