Hayatın biz büyüdükçe bizi zorlayacak, mutsuz edecek başka bir yolla karşımıza çıkması, sınavların hiç bitmemesi, yapmamız gerekenlerin katlanarak artması, kısacık yaşamlarımızda bunca virajlı, zor, yıpratan yollarla uğraştırması ne kadar saçma. Mutlu olmak için neden bunca mutsuzluğa katlanıyoruz?
Kadın: Saçımı kestireyim mi?
Erkek: Olur.
Kadın: Ama kıyamıyorum.
Erkek: Öyleyse kesme.
Kadın: Canım değişiklik istiyor.
Erkek: O halde, kes.
Kadın: Bana akıl vermeyi bırak, delilere verir gibi !
Erkek: Eğer nasıl hoşuma gittiğini bilmek istiyorsan, sana derim ki uzun saçlı . Bunu biliyorsun.
Kadın: Beni tanıdığında kısaydı.
Erkek: Ve sana tam olarak ne dediğimi hatırlıyorum: "Ne güzel olurdun uzun saç ile." Kadın: Ama herkes kesmemi söylüyor.
Erkek: Bu durumda, kuaföre git ve bırak uyuyayım, lütf e n. Bu nu senden Allah rızası için istiyorum.
Kadın: Peki nasıl kestireyim? Kat kat mı yoksa kareli perçeml i mi?
Erkek: Kat kat.
Kadın : Bana yakışacağını sanmıyorum çünkü saçım çok düz.
Erkek: Bırak perçemli olsun.
Kadın: Çok yorucu.
Erkek: Yorduğu zaman tekrar kestirirsin.
Kadın: O halde asla uzatamam.
Erkek: Eğer uzatmak istiyorsan kestirm e güzelim.
Kadın: Bana güzelim deme!
Erkek: Neden bana danışıyorsun bu şeyleri, eğer bir şey fark tirmiyorsa sana söylediklerim?
Kadın: Evet saçımın nasıl olacağı! senin için fark etmiyor. Ön celeri dibimden ayrılmıyordun hiç.
Erkek: O zamanlar bu kadar hantal değildin.
İyi bir insandım ama insanları sevmiyordum ben. Yakın ilişkiler kurmaktan kaçınan yanım, beni anlaşılmaz kılıyor biliyorum. Bağ kurmaktan korkuyorum işte. Hayal kırıklıklarından, huzursuzluklardan, kaygı yaratabilecek her türlü olasılıktan kaçıyorum. Birbirimize muhtaç olduğumuz şu fani dünyada insanlarla anlamlı ilişkiler kurabilmeyi ve bunu sürdürebilmeyi çok isterdim. Ama içimde bir yer var ki kaçıp gitmesini engelleyemiyorum. Ruhum, seni nasıl besleyeceğim ben?