Kalemi bırakıp pencerenin önüne geçtim. Hava gittikçe kararıyor, içim hüzünle doluyordu. Türlü türlü acı düşünceler beni boğuyordu. Sürekli, önünde sonunda Petersburg’un kurbanı olacakmışım gibime geliyordu. Bahara giriyorduk. “Fırsat bulup bu kabuktan sıyrılsam, kendimi tabiatın kucağına atabilsem, ciğerlerime özlediğim çayırların, ormanların temiz havasını doldursam canlanırdım!” diye düşündüm. Hatırımdadır, şöyle bir şey aklımdan geçmişti: “Bir sihir ya da mucizeli bir güç, son yıllarda geçirdiklerimi unutturabilse de, dinç bir kafayla, yeni bir güçle her şeye yeniden başlasam...”