Modern insanın hastalıklarından birisi de sevmeye değil sevilmeye, beğenilmeye çalışması. Bunun için olmadık kılıklara girmesi, bir yığın maskeler edinip; insanlara gerçek yüzünü değil maskeli yüzünü göstermesi ve sonunda maskesini kendi gerçek yüzü sanması.
Ben, zarif kakmacılık ve çinicilik, ince ve nazik süslemeler yerine inatçı dağların vakarını, kışın gökyüzünün heybetini ve iktidarını kuşatan vahşi ve kararlı tufanları, sert ve haşin, engin çölleri sanatına sermaye edinenleri sevmişimdir.
Öyleyse dini, insanın tekamül merdiveninde yol almasını sağlayan itici güç olarak tanımlayabiliriz. Bir başka deyişle din, içinde "gerçek insan" üretilen bir fabrikadır.