Kitabı yaklaşık iki sene önce kadar aldım. Tam aldığım dönemlerde Hasan Ali TOPTAŞ ile ilgili ne sanata ne edebiyata sığmayan bir haber gördüm. Bir sanatçının bunu yapabileceğine asla inanmazken kendisi haberin doğruluğunu onayladığında şoke oldum. Böyle hassas cümleler böyle insanlardan nasıl çıkabiliyor dedim kendimce. Sonra okuyamadım bu kitabını. Gün geldi,kitaplığımda bir yer işgalcisi olmasına göz yumamadım ,aldım elime kitabı.
Kitap incelememe gelecek olursak ; anlam içinde anlam arayanlar belki sevebilir fakat kitap 150 sayfa boyunca sadece betimleme yapıyor. Bu betimlemelerin bir yerde bitip olaya bağlanmasını bekleye bekleye son sayfaya geldim. Okumayı sevmeye ,alışkanlık haline getirmek isteyenlere kesinlikle tavsiye etmiyorum. Zaten kitabın sonunda yazar da bize yapmak istediğini aşağıdaki satırlarda açıkça anlatmış.
“Benim o gün başımı çevirip türbeye baktığım anda hissettiğim yorgunluk, böyle çalakalem yazılıp insanı bir meraktan diğerine sürükleyecek ilginç hikayeler zinciriyle açıklanabilecek türden değildi çünkü.
Benimkisi, hiçbir zaman hiçbir şeyle açıklanamayacak kadar derin ,hiç kimsenin anlayamayacağı ölçüde karmaşık ve acayip bir yorgunluktu. “