"Sahip olmak" egiliminden kurtulmak, gerçek aktivitenin ilk koşuludur. Eckhart'ın ahlak sistemi içinde en yüce değer, ihtirastan ve bencillikten kurtulup, içsel verimlilik ve aktivite durumuna ulaşılmasıdır
Her şey ve herkes ihtirasın bir nesnesi olabilir. Güncel yaşamda kullandığımız şeyler, karsilastigimiz insanlar, mal-mülk, törenler, iyi davranişlar, bilgiler ve düşünceler. Tüm bu şeyler kendiliklerinden "kötü" değillerdir. Onlar "kötü" yapan, yani kendimizi gerçekleştirmeniz engeller ve özgürlüğümüzü kısıtlar olmalarina neden olan, bizim yanlış yaklaşmamız, onlara tutunmaya çalışarak, kendimizi onların zincilerine tutsak etmemizdir.
Eğer sevgi, sahip olmak türünde ele alınacak olursa, kendinin kılmak, denetim altında tutmak anlamlarına gelecek ve böylece de canlandırmak ve hareketlendirmek yerine, boğucu, engelleyici ve kısırlaştirici bir eylem haline dönüşecektir. Çoğu kez ask olarak belirtilen sey, sevme beceriksizligini ve sevememeyi gizlemek için kullanılan maskeden başka bir şey değildir.
- Olmak açışından sevmenin anlamı-
Sevgi bir soyutlamadir. Belki garip bir varlık, belki de kimsenin göremediği bir Tanrıça. Gerçekte var olan, sevme eylemidir. Sevmek, yaratıcı bir etkinliktir. Bir insana ya da şeye ilgi duymayı, onu tanimak istemeyi, onu anlamayı, dogrulamayi ve onun yanındayken sevinç duyabilmeyi doğurur. Bu ister bir insan, ister bir resim, isterse bir ağaç olsun, sevme eyleminin özellikleri hiç değişmez. Sevmek, sevilen insanı ya da şeyi canlandırmak, onun yaşam duygusunu arttırmak anlamına gelir. Aynı zamanda , kişinin kendisini de canlandıran, yenilen ve hareketlendiren bir surectir.
Karşımızdaki bir insana guvenebilmek, ondan emin olabilmek; kendi benliğimizi olayın dışında tutup tutamamiza bağlıdır. Kendimizi işe karıştırmadan, karşımızdakini kendi bütünlüğü ve " öyle oluşu" içinde görmeyi basarabilirsek, hem onun kişiliğini ve kendine özgü guclerini tanıyabilir, hem de onun bütün insanlığın bir parçası olarak algılama imkanına sahip oluruz.