Kendini bir yere ait hissedemeyen ,heryerin herkese ait olduğu bununda yalnızca etki-tepkiden başka bir ise yaramayan ve her zaman iç güdüleriyle hareket eden insanların olduğu her yer,azınlıkta olan başka tür insanların barınamadığı yerler olarak süregelir.Bu yuzden delilerin olduğu yerlere kimse Gitmez.Nedeni sudur:"farkli olanı yadirgamak".Bu kitabı sanırım kendini insanların yüz yüze baktığı ,hep aynı şeylerin tekrarlandığı topluma değilde duvara yüzünü donen insanlar sevicektir.Cunku ancak boyle insanlar tarafından özümsene bilecek bir kitap.Dostoyevskinin Yeraltından Notları gibi yeraltında yasayan bir kahraman."Babam kendini öylesine yetkin sanırdı ki,benim onun fotokopisi olmamdan başka bir olasılığı aklına bile getirmezdi.O en büyüktü ve bende bu en büyüğün aynısı olmalıydım.Çünkü en büyük ve en korkunc karşıtlık şudur ki ,insanlar herşeyden cok farklı olmaktan korkarlar ve buna karşın dünyaya çocuk getirmeyi sürdürürler.Ama bir evlat ,eşyanın yasasıyla her zaman farklı birşeydir.ve buda kendi çorbana kattığın zehirdir".Kahraman Walter beynindeki karmaşalardan ve cevabını bulamadığı sorulardan yorulmuştur fakat sormaktan vazgeçmez.Hicbir sey onun icin net ve doğru değildir öyleki "küçüklüğümden beri yalnızca hesap yapan,toplayıp çıkartan,herşeyin altına çizgiyi çekip doğru oldugunu gören bir muhasebeci olmak isterdim"diyor cunku netliğe muhtaçtır.Yazar insanın kendini unutuşunu"güzellik"kavramına bağlıyor.Gercekten öylemi diye düşündüm.Ya bizi "gercekten"uzaklaştıran güzellikse?Beynimizi bulandıran ve hep birşeylerin pesinden gitmeye zorlayan bu zevkse?Kitap üç bölüme ayrılmış Ateş,Toprak,Rüzgar.Bölümün adlarını ve bölümde anlatılanları ilişkilendirmek gerekirse.Ateş:Walter'in gercegi ararken icinde taşıdığı alevdir.Babasina duydugu nefrettir.Süregelen düzene