Müphem

Müphem
Yanlış da olsa düşünmek hiç düşünmemekten daha iyidir. -Hypatia
9/10
·141 syf.··
2018 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2018 01:52
Farklı türlerde yazılmış hikayelerden oluşan bu kitap Sabahattin Ali yine basit olayları kendince yorumlayıp önümüze sunarak çekici hale getirebilmesini becerebilmiş.Kitaptaki bir iki hikayeyi daha çok beğenmekle beraber Masallar bölümü beni çok etkiledi ve bence dört kısa masaldan oluşan bu bölüm tek bir kitap değerindeydi.Masalların her biri aslında açıkça dersler vermekte ve bu kitabın neden yasaklandığını anlaşılır kılmakta."Devlerin ölümü"nü;kudretinin sonu olmadığını zanneden güçlerin eninde sonunda zaman aşımına uğrayarak yok olacağını hayatın akışının böyle olduğunu anlatmaya çalışmıştır."Koyun Masalı" beni en çok sarsan kısımdı "Bu dünyada çobansız da,koyunsuz yaşanabilirmiş.Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çabuk neslimiz kurur.Bari siz gözünüzü açında ilerde başınıza yeniden itler,hele kendilerini kurt sanan palavraci itler musallat olursa,sürüyü canavarlara paralatmadan onları defetmeye bakın!"diyerek devlete olan tutumunu göstermiş.Böyle kısımları "Masallar" adı altında toplamasının insanları uyuşturan durumların etkisi var bence.Sırça köşk kitaptaki asıl anlam asıl hikaye...Hikayeyi okuduğunuzda bunun hükmüne varacaksınız.
Edebiyat
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
Reklam
7/10
·348 syf.··
2016 89. kitabı
Kitap bilimkurgu türünde oluşturulmuş (bana biraz ütopik geldi) Urras ve annares adlı iki dünyada yasam tarzını ele alıyor kitap.(Urras dünyayı annareste ayı temsil ediyor)urrasın kurallarından bıkan bir grup insan Annareste özgürlüğü kurmakicin( sonrasında içten içe bagimliliklar yaratıyor topluma)bir nevi göç eder ve orada yeni bir yasam ,toplum oluştururlar.bunlar zaten Kitabin genel özeti içersinde.Romanda anlatılmak istenen Urrasın(dünyanın) mülkiyet anlayışıyla yanı diger bir adıyla sahiplenme duygusuyla olusturulan kendi icinde kölelik , bu acıdan bakıldığında bir nevi dünyanın yerilmesi olarak algılanıyor.Bu oyle bir eleştiri ki (ustu kapalı) özellikle piramidin alt tabakasının karsi çıkması gereken bir koşullandırma.Romanin kahramanı bilim Ada'mı Shevek Annereste calışmalarını yeterince yayamamis ve ilgi toplayamamistir bu yuzden Aydan Dünyaya ayak basan ilk Ada'm olur.Amaci daha gelişmiş bir kitleye kendini duyurabilmektir.Kendi dünyasının kusurlu yapısına oranla urassin daha iyi şartlara sahip oldugunu düşünür.Lakin hiçbir sey düşündüğü gibi degildir cunku Dünya basta gördüğü lüks hayattan ibaret degildir.Diger taraftan kendi dünyasında açlık yasayan ve hayatın zor şartlarına katlanmaya çalışan bir kesim vardır.Bu onun alışık olmadığı bir durumdur cunku kendi dünyasında açlık varsa herkes açtır cunku kendi toplumu mülksüz ve sahiplenme duygusuyla yoğurulmamıştır.(Kitabin adindanda anlaşılacağı üzere "mulksuzler")kitapta beni etkileyen su cümledende Kitabin ana temasını algılayabiliriz "Nerede mülkiyet varsa orada hırsızlık olur" Annareste isleyen işleyiş dünyadakinin tam tersidir.Hersey herkesindir ve herkeste herkesin.Bu yuzden suç oranlarında azdır."Hic kimse çalınacak herhangi bir seye sahip degil.Eger bir şeyi istersen gidip depodan alabilirsin.Siddete
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2016 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2016 15:59
Kendini bir yere ait hissedemeyen ,heryerin herkese ait olduğu bununda yalnızca etki-tepkiden başka bir ise yaramayan ve her zaman iç güdüleriyle hareket eden insanların olduğu her yer,azınlıkta olan başka tür insanların barınamadığı yerler olarak süregelir.Bu yuzden delilerin olduğu yerlere kimse Gitmez.Nedeni sudur:"farkli olanı yadirgamak".Bu kitabı sanırım kendini insanların yüz yüze baktığı ,hep aynı şeylerin tekrarlandığı topluma değilde duvara yüzünü donen insanlar sevicektir.Cunku ancak boyle insanlar tarafından özümsene bilecek bir kitap.Dostoyevskinin Yeraltından Notları gibi yeraltında yasayan bir kahraman."Babam kendini öylesine yetkin sanırdı ki,benim onun fotokopisi olmamdan başka bir olasılığı aklına bile getirmezdi.O en büyüktü ve bende bu en büyüğün aynısı olmalıydım.Çünkü en büyük ve en korkunc karşıtlık şudur ki ,insanlar herşeyden cok farklı olmaktan korkarlar ve buna karşın dünyaya çocuk getirmeyi sürdürürler.Ama bir evlat ,eşyanın yasasıyla her zaman farklı birşeydir.ve buda kendi çorbana kattığın zehirdir".Kahraman Walter beynindeki karmaşalardan ve cevabını bulamadığı sorulardan yorulmuştur fakat sormaktan vazgeçmez.Hicbir sey onun icin net ve doğru değildir öyleki "küçüklüğümden beri yalnızca hesap yapan,toplayıp çıkartan,herşeyin altına çizgiyi çekip doğru oldugunu gören bir muhasebeci olmak isterdim"diyor cunku netliğe muhtaçtır.Yazar insanın kendini unutuşunu"güzellik"kavramına bağlıyor.Gercekten öylemi diye düşündüm.Ya bizi "gercekten"uzaklaştıran güzellikse?Beynimizi bulandıran ve hep birşeylerin pesinden gitmeye zorlayan bu zevkse?Kitap üç bölüme ayrılmış Ateş,Toprak,Rüzgar.Bölümün adlarını ve bölümde anlatılanları ilişkilendirmek gerekirse.Ateş:Walter'in gercegi ararken icinde taşıdığı alevdir.Babasina duydugu nefrettir.Süregelen düzene
Anima MundiSusanna Tamaro · Can Yayınları · 2000659 okunma
8/10
·136 syf.··
2016 86. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2016 19:33
Sabahattin Ali olmak;Sadeliğin insanda bıraktığı sıkıcısiz etkidir.İnsaniyetini anlatarak edebi olmaktır.Yapmaciksiz...kendinden emin olmadan özgüvene sahip olmak,çekingen olmak,içine kapanık olmak,yalnız olmak ama tüm içtenliğiyle insanlığa sarılmaktır.İnsanligi bize koklatmaktir Sabahattin Ali olmak.Sahi köyü bile insanlaştırmamış mıydı,Ona bile ruh katmamış mıydı?Şu sozlerden de anlaşıldığı üzere "Gitgide daha da kuvvetlenen keskin bir gubre kokusu beni daha cok buraya yaklaştırdı.Koy yasayan,çalışan bir mahlûktur ve bu koku onun ter kokusudur."Aşkı en iyi anlayan adam...İnsanligi tanimistida ondan.Bu yüzdendir ki onun anlattığı askı dipdiri bir insan gibi görüyoruz.Duran Dünyadan farklı olarak onun bakis acısından dünyaya farklı acılardan bakıyoruz.Halbuki anlattıkları en basitinden insanlardı. Sabahattin Ali'nin yeni dünya adlı hikaye kitabında öykülerin hepsi ya belirsizce yada kotu sonla bitiyordu.Gercek yasamda filmlerdeki gibi Mutlu sonla bitmez sonrası ne kadar huzurlu geçerse gecsin(bu pek mümkün olmaz) yasamın sonunda ölüm vardır.Bu yuzden hikayelerin dramatik tarafları oldugunu düşünmüyorum.Bunun disinda ilgimi çeken noktaysa birçok hikayenin aynı Kahraman'la anlatılmış gibi olması oldu.Sanki karakter değişmiyorda yalnız ismi değişiyor gibiydi.Her hikayeyi tek kelime ile anlatmam gerekirse : Asfalt yol;nankörlüktü. Çaydanlık;ironikti. Ayran;masumluktu. Isıtmak icin;zorluktu. Selam;dusuncesizlik. Yeni dünya;hırs. Bir konferans;tipik. Sulfata;çabalamak. İki kadın;acayiplik. Hasanboguldu'da ;Bilindikti.
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
7/10
·640 syf.··
2016 85. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2016 22:21
Çarlığın yıkılış dönemini ve 1917 iç savaşı sırasında Rusya'da ve Moskova'da gelişen olayları,yasam seklini ele alan roman zamanın aile portresini tuhaf karşılamadan 'oyle bir donemde ancak boyle yasanir'dedim.Bana yazarı takdir ettiren sey Boris pasternak'in tek romanı olmasina ragmen okuyucuyu ele geçirecek potansiyele sahip olması oldu ki buda çokta kolay olmasa gerek.Rusçada Jivago "yasamak"fiilinden geliyor.Bir ilahide İsa'dan sonsuz yasayan "jivago"olarak bahsedilir(Kitabin sonu zaten bunu açıklar nitelikte Jivagonun kitapları ardında kalan ve hala yasayan şeydir).Kitabin ismini basta 'Kizlar ve Oglanlar'olarak tasarlamış yazar fakat sonrasında Jivagoyu hayati boyunca kafasında bir kitap ismi olarak kafasında tuttuğundan kitaba bu ismi uydurmuş.Metafor olarak ozdeslestirince kitapla daha iyi uyum yakalamış."Doktor Jivago" kendimce bu ismi yasamı iyileştirmek olarak tasavvur ettim zira bu paragrafta olduğu gibi'açık pencerenin önünde oturmuş ve iyice yaslanmış olan bu iki arkadaşa bekledikleri özgürlük artık gelmişti.Gelmisti veasagida uzanmakta olan Moskova caddelerine yerleşmişti.Bunu tüm benlikleriyle hissediyorlardı..Bu kutsal kent icin ,hatta bu öykünün icinde yer almış olan herkent içlerinde büyük bir sevgi duyuyordu.Mutlulugun eşsiz müziği bir dalga gibi sararak cok uzaklara kadar yayılıyordu.Elindeki kitapta (Jivagonun kitabını kastederek sanki tüm bunları biliyor onların duygularını onaylıyor ve destekliyordu.'fikirlerimi benimsetti.Diger yandan kitap uzun bir zamana yayılmışta birbiri arasında bütünlük sağlayamamış gibiydi.Yazarin kadınların ruhsal ve davranışsal özeliklerini yansıtmasında eksiklik hissettim.Yazarlarda kadın veya erkek karsi cinsiyeti kendi cinsiyetini tasavvur eder gibi tasvir etmesi beklentisi icinde oluyorum.(Bunu başarabilen yazar
Doktor JivagoBoris Pasternak · Yapı Kredi Yayınları · 20231,357 okunma
Reklam