Everest’te yolunu şaşırmış donmak üzere olan bir dağcı olsaydım, okyanusun ortasında dalgaların hızla çarptığı bir kayaya tutunmuş gemisi batmış bir kazazede olsaydım, Sahra Çölü’nde güneşin altında cayır cayır yanan bir kaşif olsaydım, caddede karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir kör olsaydım, gecenin bir saatinde arabam bozulsaydı, ıssız bir adada yaşasaydım, sürücü kabininde yalnız bir hızlı tren makinisti olsaydım, sigaramı yakmak üzereyken ateşimin olmadığını farketseydim, merdivenlerin başında kalakalmış bir felçi olsaydım, komik bir hikaye bilseydim ve bunu anlatacak kimsem olmasaydı, sırtımın ortasında bir yer kaşınsaydı ve kolum oraya uzanamasaydı, işte o zaman Sartre çıkıp bir cüret bana “Cehennem başkalarıdır.” deseydi ondan sırtımı kaşımasını isterdim.