"İnsan, yedisinde neyse yetmişinde de odur!" derler. Âmenna! Fakat yedisinde neyse on yedisinde, hattâ yirmi yedisinde, pek o kadar "o"değildir de ancak kırka doğru tekrar yedisine benzemeye başlar.
Anlattığım sanki uydurulmuş değilde,sanki bütün kelimelerin bana başka birisi usulca fısıldıyormuş gibi,cümleler birbiri ardından ağır ağır diziliyordu:"Venedik'ten Napoli'ye gidiyorduk,Türk gemileri yolumuzu kesti..."
— Sizin toprağınız benim toprağım, sizin eviniz, benim evim, burası için, buranın çocukları için bir ışık, bir ana olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım, vallahi ve billâhi, dedi.
— ...Kimse kimsenin olamaz. Eşya bile bizim değil. Yani senin dediğin mülkiyet insan için de, eşya için de olmamalı. Sevdiğimiz her şey esasen bizimdir. Kalbimizin içindedir. Ona o kadar sahibiz ki, dünyanın orduları kalbimizden onu koparıp atamaz.