Vurun Kahpeye (Selim İleri'nin sonsözüyle)

·
Okunma
·
Beğeni
·
11807
Gösterim
Adı:
Vurun Kahpeye
Alt başlık:
Selim İleri'nin sonsözüyle
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750707742
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Vurun Kahpeye
Vurun Kahpeye
Vurun Kahpeye
Vurun Kahpeye
Romanımızın kilometre taşlarından Vurun Kahpeye, Kurtuluş Savaşı’nın sürdüğü cephelerden birinin, belki de en önemlisinin bağrında geçer: bir taşra kasabasında. Halide Edib Adıvar’ın son derece gerçekçi, ayrıntılara inen gözlem gücüyle yazılmış bu unutulmaz roman, Anadolu aydınlanmasının gerçek kahramanlarına, halkın aydınlanması için hayatlarını hiçe sayan kadınlara adanmış bir ağıt, dönüp dönüp yeniden okunacak bir belge niteliğinde.

Bir yarıyıl ödeviydi Vurun Kahpeye: Okuyacak, özetini çıkaracak, belli başlı kişilerini tahlil edecektik. Bilmem böylesi ödevler yine veriliyor mu? Ödev dosyasında derlediğimiz ödevden, yazdıklarımdan, bugün tek satır, tek sözcük hatırlamıyorum. Ama Aliye’nin yemini -hemen hemen sözcüğü sözcüğüne- ezberimde: Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!
SELİM İLERİ
214 syf.
·2 günde
Annesi babası olmayan, cesur, idealist, dikkat çekici güzelliği olan Aliye öğretmen, Anadolu’nun bir kasabasına atanıyor. Öğrencileri, vatanı, sevdiği için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır.
Bir yanda da gerici zıtlığını oluşturan eşraf, din adamları vs. Dini çarpıtarak yobazlaşanları, eğitimsizliği acı bir şekilde okuyacağınız satırlar.
Şuanda bile yabancı olmayan, maalesef ülkenin çoğu kesiminde karşılaşılabilecek sıkıntıları işlemiş Halide Edib. Türk edebiyatının önemli eserlerinden biri olan Vurun Kahpeye’yi mutlaka okumanızı öneririm.
Youtube kanalım: https://www.youtube.com/user/ayseum
214 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Etkileyici bir dil ile yazılmış ve cehaletin ne kadar acı sonuçlar dogurabileceğini gözler önüne sermiş bir roman yazarın dine bakış açısını bilmem ama bildiğim tek şey din gercekten ögrenilmesse din adına insanların nasıl yobazlaştığını vede dine ne kadar zarar verdikleri aşikardır. Yazık ne yazık
214 syf.
Etkileyici bir dil ile yazılmış ve cehaletin ne kadar acı sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne seren bir roman. Kimilerine göre din karşıtı bir yazarlık sergilediği söylenmiş Halide Edib Adıvar’a. Yazarın inancını, dine bakışını bilmem ama bildiğim bir şey var ki, bir din gerçekten öğrenilememişse, din adına insanların nasıl yobazlaştığını, yobazlaşabileceğini yazar çok iyi anlatmış. Bu kitapta ve gerçekte de sorun dinin kendisinde değil, cahil, eğitilmemiş bir güruhun yobazlığıdır. Toplumsal olaylarda aynı zamanda cehaletin etkisiyle insanların ne kadar kolay provoke edilebildikleri ve edilebileceklerini romanın geçtiği tarihte geçerliğini koruduğu kadar, şimdiki zamanda belki de gelecek zamanda da bu gerçeğin değişmeyeceği düşüncesinde kaldım. Romanda başkarakter Aliye cesur, çağdaş, mert, çalışkan, güçlü vb. sıfatları alabilecek bir Türk kadınını ve Türk öğretmenini ifade ederken, öğretmenlik mesleğinin bir zamanlar toplum için ne derece önemli bir enstrüman olduğunu, şimdilerde ise sıradan bir meslek halini aldığını bir öğretmen olarak üzülerek ifade etmek zorundayım. Kurtuluş savaşı zamanında yaşananları aşağı yukarı benzer şekilde farklı hikâye altında okuma fırsatı bulurken, bende en çok iz bırakan genelde hep cehalet olmuştur. Okumadıysanız kesinlikle okumalısınız, tavsiye ederim.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Öğretmen olduğum için mi, kadın olduğum için mi yoksa sadece insan olmaya çalıştığım için mi bu kadar etkilendim bilmiyorum.
Kitap; genç bir öğretmenin bir kasabaya atanmasıyla gelişen olayları konu etmektedir. Aliye, çocukları kendinin benimseyen & toprağına sahip çıkmaya çalışan güzel bir öğretmendir. Başta Hacı Fettah Efendi (yüzü görünür şekilde başını kapattığı için sürekli iftira atan kişi) & kasabanın bekar- evli demeden neredeyse bütün erkekleri, Aliye’yi rahatsız etmektedir. Buna bir de savaş dönemi olduğu için Yunan baskınıyla gelen Yunan komutan da eklenince Aliye için hayat: iftira, haksızlık, yalan & kışkırtma dolu üstüne gelen insanlarla dolmuştur.
Emellerine ulaşamayan bir avuç kötücül hislerle hareket eden insanlar tarafındansa kitaba da adını veren “ kahpe” ismini almıştır ne yazık ki.
O kadar akıcı & hızlı ilerleyen bir kitaptı ki empati kurmak kaçınılmaz & acaba Aliye huzura erecek mi diye peşi sıra sayfalar gelip gitti. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
214 syf.
·3 günde·9/10
Kimsenin gitmek istemediği topraklara çocukları eğitmek için giden Aliye öğretmen bu kitabın başkahramanı. Yunan işgali döneminde Aliye öğretmen gittiği köyde çocukları eğitmeye çalışırken bir yandan da köyde kendisiyle evlenmek isteyen Uzun Hüseyin Efendi ve getirdiği yeniliklere karşı çıkan sözde hoca Hacı Fettan Efendi ile mücadele ediyor.
Amacına ulaşamayan iki adam hırsları uğruna köye Yunan askerini musallat ediyor.

Halide Edip Hanımcığım bu kitabında dini kullanarak kendi çıkarları uğruna her pisliği yapan, vatanını milletini satan insanları da ve kendi canı uğruna vatan toprağını savunmaya çalışan insanları da çok güzel anlatmış.

Kitap su gibi akıp gitti diyebilirim. Okumak isteyenlere tavsiyemdir :)

İyi okumalar sevgili arkadaşlar.
214 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Geçen hafta birden aklıma çok eskiden izlediğim ama tam olarak hatırlamadığım bir Yeşilçam filmi geldi.”Vurun Kahpeye”:)
Filmin içeriğini tam hatırlamıyordum ama hayal meyal filmin sonunda genç bir kadın öğretmenin köyde taşlanarak öldürüldüğü aklımdaydı.Dedim ben filmi en iyisi açıp YouTube’dan izleyeyim.İzledikten sonra tabi Halide Edip’in kitabından uyarlama olduğunu bildiğim için kitabını da okumak istedim.Elimdeki kitabı bir an önce bitirip bu kitabı okumaya can attım resmen.Kitabı okurken film sahneleri gözümün önünden geçip durdu.Kitap Milli Mücadele Döneminde büyük bir istek ve cesaretle kimsenin gitmek istemediği Anadolu’nun bir köyüne gidip oradaki öğrencilere eğitim verme aşkıyla yanıp tutuşan ilerici bir öğretmen olan Aliye öğretmenin gerici din yobazlarıyla giriştiği mücadelede yaşadıklarını ve ne yazık ki hazin sonunu ele alıyor.Kitap o dönemde dini kullanarak ikiyüzlülükle çıkarlarına göre hareket eden insanların Milli mücadele ve eğitime ne kadar zarar verdiğini ortaya sermiş.Aliye öğretmen Anadolu’ya gelirken ki ettiği yemine bağlı kalarak canı pahasına sonu ölüm bile olsa ideallerini savunuyor.
“Toprağınız toprağım,eviniz evim;burası için,bu diyarın çocukları için bir ana,bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım;vallahi ve billahi!”

Halide Edip’in diğer kitaplarını okumadım onun yazım tarzımı böyle bilmiyorum ama kitabın sadeleştirilmesi ve akıcı olmasına rağmen cümlelerin çok uzun olması bende dikkat dağınıklığına bazı yerleri bir kaç kez okumama neden oldu tabi naçizane bu benim fikrim :) Bunun dışında Halide Edip’in o dönemin birebir içinde yaşadığından dolayı o dönemi birbir betimlemeleriyle gözler önüne sunuyor.Kitap aslında bir bakıma o dönemde geçen olaylar ve dini kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak ülkeye her açıdan zarar vermeye çalışan bu gibi kişiler bizim çağımızda da karşımıza çıkıyor ve buna engel olmazsak Aliye öğretmen gibi sonunda ölüm dahi olsa bunlarla savaşmazsak bize ülkemize en önemlisi eğitim sistemimize ne gibi zararlar verebileceğine ışık tutuyor.Benim gibi bu kitabı okumaya geç kalmışsanız okumanızı tavsiye ederim:)
214 syf.
·
Milli mücadele döneminde geçen romanda güçlü karakterli, genç bir İstanbullu öğretmen olan Aliye'nin, küçük bir Anadolu kasabasında yaşadıkları, sancılı bir yobazlık süreci etkisi altında ve Yunan işgali dekoru ile anlatılıyor.

Cehaletin ve çıkarları uğruna herşeyi yapabilecek riyakar insanların çevrelediği Aliye'nin güzelliğinin getirdiği kedere de nasıl mahkum olduğuna tanık oluyoruz bir yandan.

Kadro kalabalık görünse de belli başlı karakterler üzerinden ilerleyen romanda kötü adam da masumiyet de gayet güzel tasvir edilmiş.

Önemli bir tarihin tanığı olduğu hepimizin malumu olan edebiyatçılarımızdan Halide Edib elbette okunmalıdır.

İyi okumalar olsun. Vurun Kahpeye Halide Edib Adıvar
214 syf.
·10/10
sadeleştirilmiş metnini okuduğumdan olsa gerek, bir şeyler eksik kaldı bende beklediğim duyguyu tam anlamıyla alamadım.
ancak, iz bırakan kitap cümleleri kumbarasına;
“herhangi bir kuvvet, ölüm karşısında güçsüzdür. size bir daha söyleyeyim: ölüler ne konuşur, ne sever ne de sevilir.” cümlelerini atıyorum.
216 syf.
·Puan vermedi
Milli Mücadele... mücadele içerisinde kendi vatan mücadelesini veren bir öğretmen. Tek emeli aydınlık yarınlar yetiştirmek olan bu kadın güzelliğinin kurbanı olarak iftiralara, acımazsızlıklara ve zorbalıklara maruz kalıyor. Cehalet, hırs, bencillik ve bir erkeğin bir kadının üzerinde hissettirebileceği hali hazırdaki tüm kötü duyguları bu talihsiz kadın birebir yaşıyor. Ve aşk... Memleket alev alev yanarken, bir vatan sevdalısı çete lideri bu kızımızın yüreğini benzer bir ateşle yakıyor. Kavuşurlarsa meşk, kavuşamazlarsa aşk olacaktır. Eh, bu hikayede de meşk vatanın, aşk bu iki sevgilinin payına düşmüş...
214 syf.
·3 günde·6/10
Günümüzde de canlılığını koruyan aydın, gerici, yobaz, cehalet gibi kavramların derinlemesine işlendiği bu kitabı diğer kitapları kadar beğenmedim. Ülkemiz insanında cehalet, açgözlülük olduğu kadar vicdan da var. Bir köy taşlarla sopalarla bir kadını kovalayacak, öldürecek bizim insanımıza hiç yakıştırmıyorum. Abartı olmuş.

Halide Edip Adıvar`ın kitaplarını başarılı buluyor ve severek okuyorum. Bir zamanlar Atatürk ile ters düşmesi, Amerikan mandasını savunması hatta Atatürk`e suikast girişimi gibi uçuk birçok olumsuz yazılar okumuştum. Fakat yine de kitaplarını okumaya devam ettim. Birçoğunun doğru olduğunu düşündüğüm halde..

Dönemin atmosferi nedeniyle bazı yanlış kararlar almasının, tamamen siyasetten kaynaklandığını düşünüyorum. Son olarak İlber Ortaylın`ın dediği gibi;

"Kim ne derse desin, Hindistan’da bile hâlâ Halide Edip Adıvar’dan bahsediliyor ve bu bizde bir gurur uyandırıyorsa sloganlar ve hazır tasvirlerle Halide Edip’i tanımaktan vazgeçelim"
216 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
"Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billâhi!"
*
Kalbim pare pare, okuduğum roman karşısında biçare. Dün başladım, bugün bitti, öyle enfes akıcılıkta bir roman. Kurgusuyla karakterleriyle tam bir miras. Karakterler "halâ" o kadar içimizdeler ki okurken bir yandan lanet ettim bir yandan umudumu ateşledim. Bu ülkede ne yazık ki hangi toprağa, topluluğa dahil olmaya çalışırsanız çalışın önyargıları yıkamıyorsunuz. Adaleti, aydınlığı ışığınızla sağlayamıyorsunuz. Hele ki "sahipsiz" ve bir başınaysanız yaydığınız ışık daha bir gayretle gölgeleniyor. Aliye sahipsizliğinden sıyrılıp geleceğe ışık, sahipsizlere ana olmak istemişti sadece... Topraklarını toprak, çocuklarını çocuk bilmişti, evladını yitiren ana babaya evlat olmuştu. Cahilin inancı saptırması, daha cahillerin sapıtılmış inanca inanması aldı Aliye'nin canını. O cahiller karaladı tarihimizi, dinimizi, inancımızı. Her şeyi düzeltmek, cahillerin karanlığını ışığımızla aydınlatmak bizim elimizde. Geleceğe ışık olmanız dileğiyle...
214 syf.
Kitap,Aliye adındaki genç bir İstanbullu öğretmenin, kimsenin gitmek istemediği Anadolu topraklarında yaşadığı içler acısı bir durumu anlatır. Aşkla karışık bir vatan sevgisidir onunki. Ve vatanı uğruna namusundan fedakarlık eden bu kızın acı ama bir o kadar da kahramanca ölüme gidişinin öyküsüdür.
Bugün bu topraklar üzerinde güvenli yaşabiliyorsak, gülüp eğlenebiliyorsak, sevip seviliyorsak, rahatça uyuyup yeni bir güne “merhaba” diyebiliyorsak, mutlu bir yaşam sürebiliyorsak… unutmayalım ki tüm bunlar binlerce Aliyelerin namusunu, canını vatanının kurtulması uğruna feda ederek ve binlerce Tosun Paşaların gazi ya da şehit olmasıyla bu imkanlara kavuşabilmişizdir. Bugün bize düşen görev onların hala yaşayan bedenlerine acı ve ızdırap çektirtmemek…
Hoca Hanım, namus kadının yüzünü açıp açmamasında değildir. Din de peçe demek değildir. Öyle kapalı kadınlar vardır ki kapı arasından her türlü rezaleti yaparlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Vurun Kahpeye
Alt başlık:
Selim İleri'nin sonsözüyle
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750707742
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Vurun Kahpeye
Vurun Kahpeye
Vurun Kahpeye
Vurun Kahpeye
Romanımızın kilometre taşlarından Vurun Kahpeye, Kurtuluş Savaşı’nın sürdüğü cephelerden birinin, belki de en önemlisinin bağrında geçer: bir taşra kasabasında. Halide Edib Adıvar’ın son derece gerçekçi, ayrıntılara inen gözlem gücüyle yazılmış bu unutulmaz roman, Anadolu aydınlanmasının gerçek kahramanlarına, halkın aydınlanması için hayatlarını hiçe sayan kadınlara adanmış bir ağıt, dönüp dönüp yeniden okunacak bir belge niteliğinde.

Bir yarıyıl ödeviydi Vurun Kahpeye: Okuyacak, özetini çıkaracak, belli başlı kişilerini tahlil edecektik. Bilmem böylesi ödevler yine veriliyor mu? Ödev dosyasında derlediğimiz ödevden, yazdıklarımdan, bugün tek satır, tek sözcük hatırlamıyorum. Ama Aliye’nin yemini -hemen hemen sözcüğü sözcüğüne- ezberimde: Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!
SELİM İLERİ

Kitabı okuyanlar 2.996 okur

  • Sevim Timur
  • Umay
  • Yaşar Erdoğan
  • Furkan
  • CGL
  • Damla Mert
  • Firdevs Ümütkesmez
  • Seren
  • MeryemM
  • Ebru Bayram

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.3 (2)
8
%0
7
%0.2 (1)
6
%0.2 (1)
5
%0.2 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları